parmak uçlarında haykırır
kuğunun ölümsüz dansı
ezeli tercihi Prens’in
kadınla kuğu arasında
farkı yok
kimisi güç kuşanır
kimisi düş
kimi dişiliğini
kimi erkekliği
-at avrat silah- diyerek
umutkıran bir labirentin
dehlizlerinde üşüdü ruhum
sözüm vardı hayata dair
yaralı ceylanlar raks etti dizelerimde
iz sürdüm muamma bir izlek peşinde
çalıntı rüyaların cehennem ateşinde
güneşi sevdim bu sabah
sarıya vurulup
toprağa ana oldum
şart oldu sevmek şiiri
dalgakıranım yıkılıyor bağrımda
geri dön uyum!
incelik ve güzellikten sonsuzu ver bana
tümceler olağanüstü olmalı
narin duyarlı canlı
zorlu rüzgarlarda öldüm
günlerden nedir bugün
mevsimlerden hangisi
malûmatım yok!
ancak biliyorum
iklim hüzünden
gece kendini gömer
kazdığı mezara
karanlıkta parçalanır uyku
bir düşünür bir durur
bir durur bir düşünürüm
- bir kuşağın düşünce insanlarına…
çölü geçen gölge olmaktansa
kuma tutunan Kays* olmayı seçtik
ot yeşerten bir çöldü bu
vardı bir yaşama şansı elbet
kaç harfe sığar hayat
kaç kısım
tekmili birden
hangi ibresine pusulanın
sevda
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi