bakmayın siz benim
iç karartıcı şiirler yazdığıma
öyle gülerim ki bazen
kasılır kalırım gülmekten
inanamazsınız
yeşermelisin!
taze sürgünler fışkırmalı bedeninden
yok say acıyı
izin ver damara yürüsün ateş
hüzün yazarız
ölüm yazarız
hiddetlenir ortalığı birbirine katarız
aldırma sen!
eğreti mutluluklar anlatma bana
öz'den gelmeli sevgi yürek tutuşunca
içime öcüler salma, kör bıçaklarla kanırtma yüreğimi
seversem kendim sevmeliyim
gidersem bil özgürlükledir derdim!
Çok yorgundum. Bedenimdeki son enerji kırıntısını da tüketmiş, bir elimde tutup yudumladığım kahveye eşlik eden sigaramla bilgisayar sandalyesine çökmüş, boş gözlerle kapalı ekrana bakıyordum. Parmaklarıma bulaşan ve tırnaklarımı tamamen kaplayan boya artıklarını çıkaracak gücüm kalmamıştı. Evi kaplayan taze boya kokusu, beni onunla geçirdiğimiz günlere geri götürüyor ve aynı zamanda derinden acıtıyordu yüreğimi.
8 Kasım 2000…
Buruşuk'u çaresizce kansere teslim ettiğimiz o uğursuz gün... Epeyce zaman geçmişti üzerinden. Ama belleğimde en küçük ayrıntısına kadar öylece kazınmış duruyordu. Ölesiye özlüyordum onu.
Piri Reis haritası ile sürgün yüreğinde
küreklere asılıyor son forsa
deriler yüzülüyor
kelleler alınıyor karanlık kule diplerinde
yorgun çığlıklarla inlerken ibrişim saraylar
filizlendi aşkın buğday teni
korkma rüzgârdan tipiden
sana bir tebessüm verdi ey!
narin
ipincecik
hüzünden
al bunu iyi sakla
beni saklarcasına
bir camdır sana verdiğim
sırrımdan
sır çek o camın arkasına
günaydın incir!
sana sadece incir desem
kızmazsın değil mi
ağaç deyince
kökler ve bağımlılık geliyor da aklıma
kendimi onardım bugün
-ruhumu besleme vakti-
düşünce çekirdekleri kırdım
ilahi bir müzik eşliğinde
üstüme yığıl ey sonsuzluk!
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi