sevda yanığı
nasır yarığı yüreğin
yaprak döküyor ey çocuk
soyunmadan giyinmez doğa!
tepeden bakınca değişen ne
yıkıntı görünmez göze
bu bir!
nedir kuş olmanın yararı
kuş gibi hissetmekten başka
gel buraya kara kaplım gel
bilgisayar da yatağa girmiyor ki!
uzanalım seninle şöyle bir
ben söyleyeyim sen dinle
ben yazayım sen oku
Duygu ve düşünceler her zaman durgun bir nehirde seyretmiyor ne yazık ki. Karmaşa bizim içimizde, dışımızda, her yerde... Kimi zaman öyle bir kepçelenip karıştırılıyoruz ki, kendimizi tanımakta güçlük çekiyoruz adeta. Zekâmız durumu kavramaya çalışırken, akıl isyan ediyor. Sezgiler yanılıyor, düşünce rotasından çıkıyor. Bilinçdışı bilinci istilâ ederken iplerin elimizden kurtulduğunu görüyor ve durumu yalnızca izlemekle kalıyoruz.
Sadece ukalâlar her etkeni denetim altında tuttuklarını iddia ederler. Mutlak denetim diye bir şey yoktur. Olsaydı eğer, hayat monotonlaşmaz mıydı? En azından pek çok ararengini yitirirdi. Karmaşaya yatkın olmak da bir tür meziyettir çünkü yaratıcılığın kaynağıdır o; aynı zamanda doğurganlığın ta kendisi ve sanatın süt annesi. Çözüm karmaşadan fayda çıkarmayı bilmekte yatar.
Son zamanlarda bir modadır gidiyor.'Ben seni seviyorum. Sen önce kendini, sonra dünyayı sev. Elini sevgiye uzat, sana uzanan eli tut' falan feşmekan! Böyle şey olur mu hiç? Ben neden dört yaşındaki çocuğa tecavüz edip öldüren; kurban keseceğim diye bir canlının ayaklarını vahşice doğrayan adamı sevmek zorunda olayım ki? Öncelikle aklım, sonra da değerlerim isyan eder böylesi bir saçmalığa. Alın size binlerce karmaşa nedeninden bir tanesi.
yanar döner
döner yanar da gün ışığında
insanlığa sığınır yine insan
aydınlığın bekçisiydin
kundaklandın vardiyasız akşamlarda
- ayrılık sevgiyi yalnızca çoğaltır, sevgi gerçekse eğer….
ayrılık ateşi düştü ya
çıkmalı artık yüreğimden
yağmurla bereket olmalı dizelerime
tenime düşen
ruhuma eklenmeyen
buz bir duygudan kamaşıyor gözlerim
çıkarıyorum içimden kendimi sıkça
fırlatıp atıyorum
akan su tersine döner ekvatoru geçince…
mayıs geçer
eylül geçer
güller geçer
tüm zamanların piri rüzgâr
eskiyen
eskiten
yenileyen ey!
gücünü bilinmezden al
“meydan okuyucu” derdi birisi
bilirdi:
tüm meydanları okurdu bu kırk dilli
düşünceden söz üretmek ise
asıl marifeti




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi