kim aldatabilir acıyı
elma şekeri tutuşturup ellerine
'ş'den geçer iyi haller
âşık’a dirimdir 'ş'
toprak kokusuna benzer
taze boya kokusu
“küçüksu sarısı” ile beyaz
papatya taşıdı duvarlara
ellerimde çiçeklendi tuval
ne oyun teorisi ama
kazanmak yetmez
dayanmak lazım!
ben kapattım kendimi
dağda bayırda denizde
yaradılıştan mahşere
kışa boyun eğse de doğa
unutmaz
çekirdekten umulan vaadi
sürgülenir ana kapı
dön semaya, yıldızına sor
kaç ışık yılı uzağa saklamış gerçeği
hangi sureta yaşamın
pullarını sıyırıp sundu...sunacak sana
sunacak mı veya
gül uzak
gün soldu
sular durgun
bir yorgunluk türküsü
çığırıyor yalnızlık
- kızıma-
kalbime zamansız bir ihtilâl gidişin
büyüyor duvarımdaki çatlak böyle günlerde
dilinden akan her kelime
sevecen bir büyü kıraç yüreğime
kara aydınlıklardan çıngıraklı gösterişlere
girilmeyen savaşlardan kolay zaferlere
doymayan çocuktan kekre ölümlere
neler var
neler
saatin son vuruşunda
kopar vaveyla
soluk kesilir
sönerken çera
verecek hesabın
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi