akşamın geceye döndüğü yerde
kartallar dönüp duruyordu vadide
ancak yarılamıştım yolu
rüzgarın ıslığı titreşim doluydu
sağda, solda gölgeler dolaşıyordu
nedir beklediğin diyordum kendime
I. Anadolu’nun Doğuşu
.............................................
Ankara – Kurtların uluduğu bozkır, özgürlüğün kalbi; ateşten doğan cumhuriyetin adı.
İstanbul – İki denizin tacı, bin çağın sultanı, ezelden ebediyete köprü kuran şehir.
Adını söylerken
Göğsümde bir dalga yükselir
“Türkiye” derim…
Bir bayrak gibi açılır içimde.
Toprağında ecdadın ayak izi var
evet gerçek şu ki hiçbir zaman
düşlediklerim gerçek olmayacak
işte bu evde, bu sokakta yaşlanıp öleceğim
ruhum ne kadar macera tutkunu olsada
bu şehirde kaderime tutsak kalacağım
çünkü bedenimden emin değilim.
Birçok planım vardı hayata başlarken
Azimle yürüdüm inatla tutundum
Başardıklarım devede kulak kaldı
Kimi zaman akıntıya kapıldım
sanki o bende ölmüş
bomboşum kendi varlığımda
bir ateşti ve söndü kuşku yok
boşluğa bakan penceremde
ayak sesi yok
Artık bitti” dedim kendime
Gelmez oldu kuşlar pencereme
Bir tüy gibi titriyor gövdem
Tutunamıyor dalda yaprak
Rüzgar acımasız hırpalıyor
Artık içimi ısıtmıyor pencerem.
acı ve azap yaşadım aşkta
başkalarına mutluluk veren şey
bana ızdırap verdi
yinede yaşamaya değerdi
Eğik Zamanların Gölgesi
Eğdi Düzlemi bir kez daha
Düşüncenin sığ
Kuytusundan bu günü
Eğri bir çizgiye koydu zaman.
Işığa aldanma ardı karanlık
Karanlığa dalma sonu tuaflık
Ne gençliğin, ne güzelliğin kalır
Ömür desen yaşa bakmaz bir anlık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!