Üzgünüm,kırgınım,küskünüm ama
Dargınlık yaradır saramam ki ben
Dilim konuşsada barıştım sanma
Ah nasıl kırdın gözümden düştün sen.
Nasıl yaşayacağım senden uzak
Servi gibiydi o zaman boyum
Gönül doygunluğunun serin havasında
Özüm heyecan hazzıyla yanardı
Her çiçeği bilirdik arı misali
Hangi gonca açtığını bilirdik
Sular bulanık değil billur akardı.
İsterim ki bilsin çocuklar eskiyi
Anlatın aslına yabancı olmasın
Orta yere koyardık bakır siniyi
Atamız derdi ki oguş aç kalmasın.
Elbet zahmetliydi köydeki işimiz
her şey olabilir evet her şey
ayağın kayabilir düşebilirsin
hiçbir şeyin kalmayabilir hiçbir şey
geldiğin yere dönebilirsin
hiçbir şey eskisi gibi olmaz
Dökün yağmuru bulutlarım dökün
Size kara bulut diyen utansın
Çırpının kuşlarım, duraksız ötün
Avcıyım diye övünen utansın.
Gözümün önünde ürperen ağaç
Düşünmek bir çıkmaz sokaktır
Yol ve duvar
Yıllardır açılmamış eski bir kilit gibi
Sabırlı bir kapı bu
Beklemekten bıkmamış
Hala eşiğinde varlığının kalıntıları.
Aldırmayın dışarı uyuyun soluksuz
Hiçbir şey yok uyanışta
Perde kapalı, saatte mühür,
Bütün görkemli düşleriniz
O deliksiz uykuda.
Uyur çocukluğum
Ne zaman üzülsem
Gülümser çocukluğum
Ne zaman neşelensem
Gündemde ne var ne yok neler yazar
Kara mı, ak mı dır bugün haberler
İnsanlar nerelerde nasıl yaşar
Ne yerler, ne içerler, ne severler.
İster yoksul olsun, isterse zengin
dilimin ucuna geleni
kaç defa geri çevirdim
kıtlık varmış gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!