Yolu kaybetmiş kuşlara
Yol göstermek benim işim
Hayata küsmüş kullara
Umut vermek benim işim.
Mecnun olup gezenleri
Ne kadar özlemişim geldiğim yeri
Hasretimi biliyor benim pencerem
Ve cömert bir yıldızın ışığı gibi
Yolumu aydınlatır benim pencerem.
Her mevsimi resmeder getirir bana
Ne zaman bir resme başlasam
Önce dağları yükseltir spatulam
Dalar giderim tualden içeri
Yolu olmayan engebelerden geçerek
Suyu felsefesiz içerim
Köprüler yaparım; tahta köprüler
Yaralarım çoktandır arsızca büyüyor
Seyrederken yenilgiyi
Bak nasıl ağlıyorum susarak
Alaca düşlerimin gecesinde
Gönlümün bataklığına çekiyor bir el
Işığa ulaşmayan tüneldeyim
Yaralarım çoktandır arsızca büyüyor
Seyrederken yenilgiyi
Bak nasıl ağlıyorum susarak
Alaca düşlerimin gecesinde
Gönlümün bataklığına çekiyor bir el
Işığa ulaşmayan tüneldeyim
Benimde yoluma çığlar düşecek
Kaybolup bitecek sesim zulamda
Çığırtkan kargalara kalacak bedenim
Ellerim yukarda havada kalacak
Yanacak akın beyazında gözlerim
Beni unutma mı dedim,
Yoksa unutmaktan mı korktum seni?
Taş evler susarken
Göğsümde bir kuş öttü — kırık kanatlı.
Sen, denize bakan bir sokakta
Ne süzülüyorsun öyle
Ben olmasam sana kim anlatacaktı
Mevsimlerin başlangıcını
Nerden bileceksin aniden yağan karı
Kim haber getirecek
Yani buralara hiç gelmemiş olsam
Bu dünyanın tapusu yok
Nerde saklı hiç bilinmez
Mekanı var kapısı yok
Menzili nerde görünmez.
Bu alem ne büyük alem
Hayat bizim oralarda
Fistan giymiş kıza benzer
Keklik uçar kırlarında
Kına yakmış ele benzer.
Geçmişin parlak anları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!