Bu duvar benim, o duvar senin
Duvardan duvara selam olsun
Bu çöplük benim o çöplük senin
Çöplükten çöplüğe kuşlar uçsun.
Madem ki sevincin adı kaldı
Eğlenceli bir yoldu gidip geldiğim
Yoldaşlarım vardı halimi bilen
Bereketli mevsimlerde yürüdüğümüz
Sesimizin bilinciyle
Ne zaman gitsem rastlarım aynı ize.
Terketmeliyim düşüncelerimi
Silmeliyim geçmişi bundan sonrası için
Atmışüç yıl sığdırmışım çelişkilerime
Yeter demeliyim ama nasıl
İşte mesele budur asıl.
Tekrar başlamak için geç değil ama
Hayatın çemberinden geçemem gayrı
Belki yaşanacak üçbeş gün var ama
Meşakkatli yollara düşemem gayrı.
Ebedi zamanın dönüşsüz seferin
.
Yeniden gelseydim dünyaya,
Belki bu kez sessiz bir rüzgâr olurdum,
Dağların gölgesinde dinlenir,
Bir yaprağın sırtında uyurdum.
Günün son ışıkları altında
Günün son koşturmacalarını
Seyre dalmış bir ihtiyar
Deşiyor, kanatıyor acılarını.
Orda da öylesine uzayıp giden
ne kadar ne olduysa bilinmez
ateşin kor olduğu zamanlarda
alev, alev yanıyorken dünya
mağmalar kükremiş asırlarca
özsuyunu serpiştirmiş Alem
Gök haki yeryüzü kızlmış bir zaman
Yana, yana ateş kusmuş çağlarca
Yokmuş henüz o zamanlar yaşayan
Yer yerinden oynamış asırlarca.
Gün gelmiş soğumuş sakin mi sakin
Yeşil bir yoldu arkama bakmadan gittiğim
Toy gençliğimdi yazgısına inanmayan
Söylenmemiş bir yalana kanarak
Her gidişin bir dönüşü vardır sanarak
Rebap nağmesiymiş dinlediğim.
En son o gece gördüm onu gözlerini bakmadan gittim
Yanık kokusu almış gibi duman aradım
Şuursuzca
Onun hakkında bir şey bilmiyorum
Bilmekte istemiyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!