Bir bahçeye girdim behram yolunda
Aklım karıştı yönüm şaşırdı
Kederli kelebekler siz dediler bana
Ah nasıl davetkar nasıl içtendiler
Yolumu gösterdiler billur kanatlarıyla
Bütün gün dolaştım ipeksi çimlerde
Müşkül ne yatarsın kış bahara erdi
Ovalar yamaçlar çiçeklerle doldu
Göz, gözle tanışmanın zamanı geldi
Kuşlar yuva yaptı eş eşini buldu.
Koyunlar, kuzularla meleşir artık
Sanki bin yaşındayım, hatıralarım bir ömür gibi
Gözlerim bilançolar, ilamlar, manzumeler…
Sevgiye dair mektuplar,
Sarılıp iç içe geçmiş kitaplar
Ortada büyük masa
Dün yanımdaydın,
Şimdi hangi bilinmez aldı seni
Sensiz neye yarar uçsuz bucaksız gökler şimdi.
sonsuz bir hezeyandan söz ediyorum
yapısında formül bulunmayan
bükülen gelgitlerin temayülünden
boyutların devşirdiği ve
kütle çekimlerinin uzayıp kısaldığı yerden
geri dönüşü olmayandan söz ediyorum.
Burada zaman yok
Her şey minav ve selek
Burada kötülük yok; iyiliğe gerekte yok
Güneş vadisi kervancı anısıyla dolu
Yokluk gibi birşey bende yalnızlık
Başıboş yürür serseri adımlar
Saymaya gerek yok yarım asırlık
Her an düşecek gibi yıldırımlar.
Hasret limanına bağlanmışım ben
Sabahın seherinde uykudan uyandım
Gerilim dolu bir gün daha başladı
Yaşamakla suyun sesi arasında bir fark yok
Duvarla gök arasında bir ses yok
Ölümle kalım arasında bir fark yok
Yok üzerine gelişmişlik var
Nasipsizim hep dilekten
Beyaz dedim kara oldu
Kevgire dönmüşüm hepten
Koca ömür ziyan oldu
Bazen uçar ya ruhun farkında olmadan
Sevincin heyecanın ürperdiği yere
Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların
Canlanan bir hayal mi billur sesler içinden
Şimdi yine aynımıdır masum belde
Dalip gidersin arzulama gelde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!