Ey dünyaya gelmemiş çocuk
Senin adına karar veren bizler
Ey gün ışığı görmemiş çocuk
Ne isterdin sana sorsaydık eğer
Günahı, sevabı bir bilseydin
Boş verin gideni gelene bakın
Gül onda, sevgi onda, umut onda,
Taç edin başlara üzmeyin sakın
Can onda, hayat onda, ümit onda.
Siz kalın ben gideyim yer açılsın
İhmal edilmiş çocuklar gibi
Bugün içimden ağlamak geldi
Sanki düştüğüm kuyunun dibi
Hisler sel oldu, hazana erdi.
Altın çağlarında biz bu ömrün
Kaç çocuğun var diye bana hiç sormayın
Acım bana yeter birde siz ağlatmayın
Ne gülüşünü gördüm, ne yürüyüşünü
Parklardaki salıncakları anlatmayın.
Elem bahçesine gittim
Bağ gözüme az göründü
Yar yoluna güller diktim
Gülom bana çok görüldü.
Bir baktım ki rotam şaşmış
Kimse gerçeğe inanmak istemiyor asım
Tek istedileri kafamız güzel olsun
Ne ögüt dinleyen var nede takan
Ne var ne yok çığrından çıkmış asım
Ne adam belli, nede kadin yerli
Dereleri, doruğa bağlayan dağlar
Birbiri ardınca süzülür dumanlar
Siz buz saçlı, ak kaşlı, ıssız zirveler
çamların upuzun bulutları bağlar.
Yalçın kayalıkların zümrüt kaşında
Bir şiir yazacağım dağlara, taşlara
Dereleri çağlayacak kuşlar ötecek
Yol alacağım durmaksızın ufuklara
Bana özgürlüğümü yolculuk verecek.
Rüzgarın ıslığında ninniyi andıran
Dağlar, denizler aşmış hırslı insanlar
Arzulara yenilmiş aza kanmamış
Yıkmış, veran etmiş doyumsuz azgınlar
Güçlü, güçsüze insafsızca saldırmış.
Ölenler şehit, kazananlar kahraman
Özlemişim, dere, tepe çimeni
Yamaç olsun, dere olsun, düz olsun,
Gitsem şimdi hatırlarmı ki beni
Saydıklarım yeter; daha ne olsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!