Kısa günde on kez nasihat ederek
Aman ha aklını devşir demedi mi
Çeşme akarken suyu doldur diyerek
Yanarsın boğazın kurur demedi mi.
Gençliğin varken yokuşu yürüyesin
Dedim ki ona
Seni hangi rüzgar attı
Yok dedi yürüyerek geldim
Uçarak gelecek değilsin ya
Uçak kaçtı yetişemedim
O halde onca yolu nasıl yürüdün
Bura hayatın başladığı yer
Toprak aynı toprak biz değıştik
Nereye gitsen bu ocak çeker
Kırk yıl önce geliriz demiştik.
Karışma onun, bunun işine
Göz olur demişti usta bana
Diz kır otur alem meclisine
Uslu ol demişti usta bana.
Tuzu kuru olan, böbürlenen
Uzağa gitmiştik o gün çok uzağa
Henüz onüç yaşında ya vardım ya yoktum
Diğerleri kocaman adamlardı
Onlar odunları yükledi durmadı
Yürüyüp gittiler beni düşünmeden
Ve sonra kesintisiz yamur başladı
bizim elde buğdayları
sararmadan tez biçerler
yere düşen başakları
toplamazsan deli derler.
güz gelince sarı yaprak
Hamuru yoğurduğuna yaslahaç
Kazıyana eğsiran derler bizde
Ekmek pişerken çeviren pisleğeç
Mayanın damızı yok derler bizde.
korkuyla ecel aynı şeydir
biri ölmeden öldürür, diğeri ölüdür
gülmeden ölenin, ölmeden gülenin
toprağı farklıdır karışmaz
zoraki olsa bile alışmaz.
Sahibi değilsen bahçeye girme
Canın yanacaksa kimseyi sevme
Binbir kelam desen seni anlamaz
Keşke diyeceksen hayır bekleme.
Var mı dünyada istediği olan
Bu dünyanın şöförü yok
Dönüyor kendi kendine
İçindeki yolcusu çok
Durağı nerde desene.
Yücesi var arşa dogru




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!