Çehresi yüzün solmaya yakın
Bu duvar tecrit, bu duvarda kan var
Aklımdan geçenleri önceden görmüştüm
Tehlikenin rengi ayağıma dolanıyor
Gözümden uzak tutayım diye her şeyi
Duvarları yerle bir edeceğim
Eski zamanların, yeni zamanındayım
Şimdiki zamanın azabındayım
Sıtma gibi şey içimde yangın
Durmaksızın ağrıyan, ilacı bulunmayan
Tuhaf bir kasvetten söz ediyorum
Adı bilinmeyen, terapisi olmayan.
Günün her saati açığım sana
Engelleme sakın anlatasım var
İsmini, cismini bir anlat bana
Özelime gelsen diyeceğim var.
Caz ile türküyü aynı sayarlar
Hayatıma girdiğin gün
Semah oldum döne, döne,
Sanmıştım ki olur düğün
Deli oldum döne, döne.
Bir heves le elime aldım kalem
Gönülden geçenleri yazasım var
Nasıl yazılır bilmem bunca elem
Kararsız kaldım yine cayasım var.
Sıkıntı, cefadan cemalim soldu
Yetişmiyor para; hiç bir masrafa
Dövizimiz de yok ki bozduralım
Yastık altı tamtakır bak etrafa
Elden ne gelir kime anlatalım.
Tanıdık bir ses istiyorum
Arayıp beni bulacak
Orada bir kapı görüyorum
Gümüş anahtarla açılacak.
Ah, ne çok isterdim hatırlamanı
Evin kapısını çelikten yapmışlar
Tahtanın sesini vermiyor bidenem
Üstüne isimi yazıp zil takmışlar
Tokmağın tonuna uymuyor bidenem.
Ilgaz dağlarında gezdiğim çağlar
Sarı yaprak gibi düştü önüme
Götürseydi yine hırçın rüzgarlar
Belki yolculuk ederdim dünüme.
Yavaş, yavaş sararken dağ dokusu
Ilgaz dağlarında gezdiğim çağlar
Sarı yaprak gibi düştü önüme
Götürseydi yine hırçın rüzgarlar
Belki yolculuk ederdim dünüme.
Yavaş, yavaş sararken dağ dokusu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!