Ben, her gün, bir öncesini ararım
Güneş batar yıldızlara bakarım
Bu varlık nerden gelmiş bileni yok
Kimseye değil kendime sorarım.
Aklım yaşamımla hiç örtüşmüyor
Havaya ihtiyacım vardı
Biraz temiz havaya
Küçük bir ağaç ve biraz yeşillik bulurum sandım
Dolaştım gün boyu hiç rastlamadım.
Nerede kayboldum?
Biraz beyaz, biraz kırmızı; hayır, karıştırmıyorum,
Yan yana koyup bir harita çiziyorum gökyüzüne.
Ne bir pusula ne de bir rota,
Sadece içimde biriken o isyankâr fırtına.
Sınırları yok sayıyorum;
Temelinden sarstın duygularımı
Sen hayatımı altüsst edip gittin
Nerden bileceksin sen acılarmı
Bağladın zencirle esirin ettin.
Penceremiz farklıymış bilemedim
İki taştan, biri ağır
Beş acıdan, ikisi kahır
On kulaktan biri sağır
On gözden, ikisi kör
Yedi kalpten biri mor
Yağmur hala yağıyordu
Gün boyunca öttü durdu hüthüt
Başkada bir ses çıkmıyordu
Şartlar eşit olsa bende iyi koşucuydum
Engelleri sorun etmedim yasaklar olmasaydı
Ne zaman öne geçsem sonuncuydum
İsyan etmedim lakin ruhum bedenime sığmadı
Zaten kimsede beni kaale almadı
Tgel
Hlin den ayrılıyoruz
El ele oluşturduğumuz
Enerji yoğunluğu ile gidecekmişiz
yakındır ayrılacağız birbirimizden
bu böyle sürüp gitmeyecek
Ne yazık önüne geçemeyiz gerçek bu
belki ben, belki sen hayat bu.
hangimiz önden gidecekse bir gün
Heveslenir uçmak istersin
Pırıl, pırıl, engin göklerde
Turnaların sesini dinlersin
Sızlanıp durursun yerinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!