Bu bağlar eski bağlar
üzümü sapı bağlar
Yaprağı sararınca
Sanırsın gelin ağlar.
Ağaca dal olaydım
Bahar renklerini aldı götürdü bahçeden
Çiçekler ağladı haber yok şebnemden
Med zamanlardan kalmış gibi sisli hava
Kar yağışını seyrediyorum penceremden.
Dünle kavgalıyım bu günüm yasta
Benimle barışmaz bu kara bahtım
Yönümü şaşırdım ben bu hayatta
Benimle didişir bu kara bahtım.
Heves etme yüksekteki yapıya
Eşini dostunu göremezsin bak
Malım deme çelik olan kapıya
Salavat bile getiremezsin bak.
Ne yağmurdan kaç ne doluya tutul
ne zor şeydir anlatmak
anlamak istemeyenlere
orda, burda ne çok gereksiz var
değişenle, değişmeyen
ne çok luzumsuz var.
Zaman yolunda ilerliyoruz
bakışın ötesinden vakitler boyunca
şebnemler saçıyor ferahlığın câzibesi
gönül yolculuğunda ilerliyoruz
sahat gözalabildiğince mavi, yeşil
coşkusu sarsıyordu arzu dolu
ışık akıyordu her yerden
dalga boyları nüksediyordu
hüzün verici bir değişim tepelerde
sesler boğuluyordu görüş güzergahında
Çile defterine şöyle bir baktım
Daha çekeceklerin var yazıyor
Kaderim kötüyse silerim sandım
Bu talih bizi taştan mı sanıyor.
Dön be yalan dünya durma hiç sakın
Dönmüştüm mutluluğun kapısından
Korktum, ürperdim alışamam diye
Beni gördü seslenmişti ardımdan
Kaçtım alışık değildim sevgiye.
Hep horlandım hiç sevgi dilenmedim
Git eğlen gönül eğlen sonumuz ölüm
Arzular muayyen, ömürse tadımlık
Hayat tam bir işkence, yaşamak zulüm
Bir varsın, bir yoksun anla ki bir anlık.
Git gidebildiğin kadar kim tutacak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!