ihtişamı alabildiğine uzanan
hiçliğin hayret veren görkemi
ki oradadır zamansız, zaman
rotasız gelgitlerin sürüklediği
daha yüksek katlara doğru
gölgeleri ışığın ürünü olan
dolduralım sürahiyi, dökelim bardağa
kana, kana içerken düşünelim
suyun şemasından söz ediyorum
varoluşun dehasını anlatıyorum
şebnem tanecikleriyle buhurlanan
ne hazineler saklar sırrıına erilmeyen
Yaşamın tadı yok dünya değişti
Neresini tutsan kopuyor yeğen
Salgınlar çoğaldı cana ilişti
Çareler, çaresiz kalıyor yeğen.
Bilinmez ötede ne iş dönüyor
Tadı yok her mevsim ayrı bir hüzün
Şimdi geçmiş gözümde aks yapıyor
Yokuşa sarıyor gitgide düzün
Zamanla hayat monotonlaşıyor.
Takma kafana salla, salla, gitsin
Herşeyi dert edip, olma miskin
Geceyi sevmezsen gündüzlerde yat
Camdan güneş gelirse perdeyi kapat.
Dört yol ağzındayım
Talihim dönecek diye bekliyorum
Sabırsızım farkındayım
Hangi yönden gelecek bilmiyorum.
Çok katlı kabirlerdeyim
Mermer bloklarda
Birbirine açılan kapılarda
Duvar simalı insanlar
Taş heykeller yürüyor.
Sustuğuna bakma vardır sebebi
Haklı susunca haklıyım sanarsın
Utanma yoksa ne bilir edebi
Senide sustran olunca anlarsın.
Günbegün artarken hayatın zoru
Olağandı artık gördüklerim
Gökten taş yağsa şaşırmam artık
Yalanlar yuva yapmış darağacına
Topladım tüm hatıralarımı gidiyorum
Söz geri dönmeyeceğim
Bir duruşu vardır, dağlar eğilir,
Raconu keserdi Tatar Ramazan.
"Al Yazmalım" izle yürek ezilir,
Sessizce ayrıldı Tatar Ramazan.
Haksızlığa eğilmeyen dağ gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!