hayatım senin elinde
yap boz gibi
şımarık çocuğun
ısrarla isteyip hevesi
sabaha kadar sürmeyen
mutluluğunun
neydi huzur?
bir bardak çayın dumanına mı sığardı gerçekten, yoksa biz mi büyüttük onu,
ulaşamayınca kader diye sustuk?
çay dedim de.
insan en çok, tuttuğu yerden belli olur derler ya ben en çok bıraktığın yerden anladım seni.
dünyaya meydan okusam
bir kadeh şaraba köle olsam
ne yazar ki !!!
ayyaş bir adamın ben ,
ipe ,sapa gelmiyen bir şiirde
ulu orta sevişsem ,
kimim ben ;
sırtına dünyanın derdini ,
koyup taşıyan.
alnında ter eksik ,
olmayan.
koca bir yüreği var gibi ,
kimseyi yüceltmeyin
elleriniz yorulur sonra,
taş taş üstüne umut dizerken.
insan dediğin,
kırılgan bir takvimdir
en güzel günleri bile
bugün takvimde kırmızı bir kalp var,
sokaklar vitrin gibi süslenmiş,
her köşe başında güller, balonlar, çikolatalar.
bir tek benim içim yas yeri gibi sessiz.
herkesin elinde bir hediye poşeti,
gece, kalbime ağır ağır çökerken
sessizliğin içinden adını fısıldıyorum.
duvarlar dinliyor beni,
pencereler bile ağlıyor sanki.
bir ben susuyorum.
çünkü susmak, en çok bağıran çığlıktır bazen.
şiir, söylemesini bilenlerin süsüdür
ama ben süslenmeye gelmedim
ben kelimeleri vitrine dizmeye değil
duvarlara çarpmaya geldim
duygusuzların, hainlerin örtüsüdür dedin ya
samimi olmayan bir sevginin
gölgesi uzun düşer akşamlara,
güneş batarken bile
yüzünde ılık bir ışık kalmaz.
sözler söylenir,
ama kalpten değil,
içimde kırılıp dökülen
artık sayıya gelmiyor azizim.
hesap makinesi bile susar bu yerde,
çünkü bazı acılar
yuvarlanmaz,
taşar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!