Düşünceye daldı melek haline yanarak
Dedi ki, sen yaratıldığında secde ettiğim
Emrini yerine getirdiğim Tanrıdansın
O ki; evrenleri yaratan tek yaratıcı, buyruğuyla
Eğildi tüm melekler yere
Yolun açık olsun bahtın şansında
Aşkımı kafana takma öyle git
Hoş esintin olsun oyna dansında
Saçılmış falımız bakma öyle git
Ateş idim külüm yele savruldu
Rüzgârını kesen sese yor beni
Yağmur idim selim çöle kavruldu
Hilalinden esen beşe yor beni
Hangi kalem yazar anlatır seni
Bulutlardan toprağa damlası yağmur gibi
Düştüğünde Ozan’ın yıldızları sönecek
Sıçrayarak yüzüne bastığı çamur gibi
Dua edip kimisi arkasını dönecek
Hüzünlere boğulup kederli aynalarda
Suyun akım hızına kapılanlar kim bilir
Irgalanan elemler beşiğimiz beslenir
Değirmenin gözüne kapılanlar kim bilir
Yargılanan budunuz eşiğimiz hislenir.
Kutsanır mı ölümler cömert alkışlarında
O gizemli kızı hatırlıyorum
Cengâverlik ruhunda gizliydi
Sevilmesi okşanması koklanması hayaldi
Renginden kokusundan sarhoştu çiçekler
Eserdi rüzgârlarla
Bir kısrağın boynunda
Henüz şair değilim ki yazayım
Ahvali şaşmış beşerin
Şiir işçisine yazılmış köleye çıkmış adım
Körebe oyununda arkadan kelepçeli
Paslı zihinler halkası.
Vadi boyu uzanmış yaslı eteklerine
Bacası kerpiç evler döküyor yara bere
Ezgili uzun ince aslı yataklarına
Adını vermiş köye akıyor kara dere
Sıra, sıra Selviler kapaklanmış yerlere
Ecel gelse bir gün çalsa kapıyı
Nasipse son nefes payına yeter
Sağlam örse arım yapsa yapıyı
Sahipse her heves gülüne beter
Yıkandım buluttan yağan yağmurdan
Sevmek haksa gönül madem âşıksın
Geçmiş zaman ömür boşa tükettin
Kuru laf maydanoz tahta kaşıksın
Değmesin yâreler tabip düş ettin
Buğday ektin ise yulaf biçilmez




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!