Rüzgarda savrulan tohumlar gibiyim
Kupkuru topraklarda savrulup durmusum
Can suyuna muhtaç
birdamla yağmura muhtaç
Öyle çaresiz öyle bitkin haldeyim ki
Tamda sen çıkıp geliversen şimdi
Beni hiçe saydın bir kalemle sildin adımı
Yılların yükünü emeğini sabrını tek hamlede devirdin
Oysa ben senin gölgeni bile kendime siper etmiştim
Sen ise fırtınayı tam kalbimin orta yerine indirdin
Ben çok sevdim hemde çok
Bazen kendimi bile unutup
Onda yaşıyorum sandım
Ruhum bedenim
Uykularım gülüşlerim
Acılarım korkularım
bıraktığın enkazın altında nefes almaya çalışırken sordum kendime
bütün bu yıkıma bütün bu yangına gerçekten değdi mi diye
gözlerimden akan her damla yaşta senin imzan var şimdi
biliyorum sen çoktan unuttun unuttun o kurduğumuz hayalleri
bir zamanlar dünyamı aydınlatan o gülüşün vardı ya hani
meğer arkasında saklıyormuş kapkara bir ihanet denizini
Neden hep doğrular sizin yanlışlar benim
Hayatın içinden bende geçiyorum
Acısını tatlısını bende yaşıyorum
Kimi zaman mutlu kimi zaman mutsuz
Kimi zaman kararlı kimi zaman kararsız
Hep bir mücadele hep bir çaba
Ne dostluklar kalmış
Ne vefa bilen
Savrulup durmuşum hep ömrüm yelinden
Geceler hazin
Gündüzler hüzzam
Ey Ömerim Eyüphanım iki gözümün nuru fidanlarım
Size bu dünyadan kalacak en büyük mirasım bu satırlarım
Dinleyin babanızın kalbinden dökülen son kelamları
Kulağınıza küpe yapın size emanet ettiğim bu sözleri
Hayat dediğin bir varmış bir yokmuş misali akar gider
Yıktım duvarları geçtim o çıkmazlardan
Kendi gölgemden başka bir yoldaş aramam artık
Mağrurlaştı gönül eğilmez artık başım
Kimseyede eyvallah etmem artık birdaha
Gördüm maskelerin ardındaki o sahte yüzleri
Geldi geçti yalan ömrüm
Bir rüzgardı esti bitti
Göz açıp yummuşum gibi
Gençlik kuştu uçtu gitti
Gah ağladım gah güldüm ben
Belli olmaz artık sonum sensizliğe gidiyorum
tüm yollarım meçhullere sırra doğru gidiyorum
tek yoldaşım bir sigara ömrüm diye içiyorum
rest çektim ben azraile ecelime gidiyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!