Çarşı pazara inmeye korkuyorum artık
İşten eve evden işe
Nasıl bir düzene girdik
Nasıl bir hayat yaşıyoruz çözemiyorum
On saat çalışıp üç kuruş alıyoruz
Daha eve gelmeden bitirip şaşıyoruz
Yorgun gözlerinde ne sırlar gizli
Hayatı bir roman sanki Garipbin
Dönme dolap gibi hep başa dönmüş
Geldi geçti yalan ömrüm
Bir rüzgardı esti bitti
Göz açıp yummuşum gibi
Gençlik kuştu uçtu gitti
Gah ağladım gah güldüm ben
Belli olmaz artık sonum sensizliğe gidiyorum
tüm yollarım meçhullere sırra doğru gidiyorum
tek yoldaşım bir sigara ömrüm diye içiyorum
rest çektim ben azraile ecelime gidiyorum
Zaferini kutla ben mağlup oldum
Unutamam dediğim gözlerinden
Dayanamam dediğim masumiyetinden
Gidiyorum artık hoşçakal sevgili
Her defasında kendimi senin gizemlerinde
sen giderken yağmur yağıyordu
senin ellerin soğuktu
benim kalbimden kan damlıyordu
o eski arabanın kaloriferi bile ısıtmadı
gidişinin rüzgarıyla savrulan titreyen bedenimi
sanki herşey bu gidişe karşıydı
Gönlüm sana tutsaktı sen onu azat ettin
Karanlık zindanımda parlayan bir güneştin
Zincirlerimi çözerken beni hiç görmedin
Beni azat ederek aslında sen tükettin
Ama kanatlarım kırık aklım hala o eski yerde
Esaretin bile güzeldi senin o zalim sarayında
Gönül sarayını yıktın da gittin
Beni hasretinle yaktın da gittin
Bir vedayı bile çok gördün ama
Ömrümü yollara döktün de gittin
Söndü ışıklarım karardı dünyam
Murat yazdı hasret oldu
Gönül yandı gurbet oldu
Kalem elde dert dokudu
Yollar bitti gurbet oldu
Sıla dersen çok uzakta
Artık nefes almakta bile zorlanıyorum
Hayatın yükü omuzlarımdan inmiyor
Kendimden çekilmiş bir nehir gibi
Ömrüm kuraklığın eşiğinde
Tarif edemediğim anlamsız duyguların içindeyim
Ne yana dönsem ihanetler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!