Muhsin Yener Şiirleri - Şair Muhsin Yener

Muhsin Yener

Aynı yağmurun altında ıslandık biz
Aynı güneşe çevirdik yüzümüzü.
Kiminin adı Arnavut kaldı sokaklarda,
Kiminin sesi Laz türkülerinde saklı,
Kiminin yüreği Kürtçe bir ağıtta ağladı,
Kiminin duası Çerkez dağlarından esti.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Belki...

Belki yıllar sonra
aynı sokakta,
aynı gökyüzünün altında
yeniden karşılaşacağız.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Türküm
bu toprağın sesiyim, rüzgarında saklı bir iz,
adı Türkiye olan bir yüreğin içindeyim.

Cumhuriyetin gölgesinde büyüdüm,
bayrağın kırmızısında kendimi buldum,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Türkiye'de insan yaşlandığını doğum günü pastasındaki mumlardan anlamıyor artık.

İZBAN turnikesinde anlıyor.
Cebinden 65 yaş üstü ücretsiz kartını çıkarırken…
Bir zamanlar aceleyle koştuğu trenlere artık ağır ağır yürürken…
Ve en kötüsü… Kimsenin onu beklemediğini fark ederken.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Ülke dediğin
haritadan ibaret değildir
sınır çizgileriyle değil
insanının içindeki ışıkla yaşar

Bir sınıfta başlar her şey

Devamını Oku
Muhsin Yener

Ülkede siyasetin çivisi çıkmış kardeşim,
Artık her yerdeler;
Sokakta, kahvede, sofrada,
Dost meclisinde, akraba arasında...

İnsanlar siyaset uğruna

Devamını Oku
Muhsin Yener

Umudum sende Kaldı

seviyorum seni
beni kimselerin sevmediği gibi sevdiğin için.

onca kırılışa,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Hayat unutturur çoğu şeyi,
İsimler gider, yüzler silinir,
Dün kıymetli sandığın ne varsa
Bir rüzgar gibi geçer, kaybolur bir bir
Ama unutma
Seni seveni unutma,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Kalemin Yüreğinle Yön Bulsun

Bir şiir yaz...

Kalemin yüreğinle yön bulsun.
Kulaktan duyduğun süslü sözleri değil,

Devamını Oku
Muhsin Yener

İnsanı tanımlayan şey çoğu zaman kartvizitinde yazan ünvanı değil, yüzünde taşıdığı ifadedir. Çünkü ünvanlar zamanla kazanılır, değişir, hatta kaybedilebilir. Ama insanın yüzüne yerleşen o ifade; karakterinin, yaşanmışlıklarının ve iç dünyasının bir yansımasıdır.
Bugün toplum olarak çoğu zaman insanların isimlerinin önüne eklenen sıfatlara gereğinden fazla anlam yüklüyoruz. “Müdür”, “Başkan”, “Reis” gibi kelimeler bir anda kişiye farklı bir değer biçmemize neden oluyor. Oysa asıl soru şudur O ünvanın arkasında nasıl bir insan var? Güler yüzlü mü, kibirli mi, adaletli mi, yoksa kırıcı mı?
Bir insanın yüzüne baktığınızda samimiyet görüyorsanız, o kişi çoktan en büyük ünvanı kazanmıştır. Çünkü insanlık, hiçbir makamın veremeyeceği kadar değerli bir mertebedir. Soğuk, mesafeli ve yukarıdan bakan bir bakış; en yüksek ünvanı bile sıradanlaştırırken, içten bir tebessüm en sade insanı bile yüceltir.
Hayat bize şunu defalarca gösterdi: İnsanlar sizi ünvanlarınızla değil, onlara nasıl hissettirdiğinizle hatırlar. Bir selamınız, bir bakışınız, bir gülüşünüz… Bunlar bazen yıllarca unutulmaz. Ama ünvanlar? Onlar çoğu zaman bir kapıdan girerken anlam kazanır, diğer kapıdan çıkarken geride kalır.
Bu yüzden ben, bir insanı değerlendirirken önce yüzüne bakarım. Çünkü yüz, kalbin aynasıdır. Orada merhamet varsa, saygı varsa, dürüstlük varsa; o insan zaten olması gereken yerdedir. İsminin önünde ne yazdığı ise sadece bir ayrıntıdır.
Belki de artık biraz yönümüzü değiştirmeliyiz. Ünvanlara değil, insanlığa değer veren bir bakış açısına ihtiyacımız var. Çünkü günün sonunda hepimiz, yüzümüzde taşıdığımız ifadeyle hatırlanacağız. Ünvanlarımızla değil.

Devamını Oku