Muhsin Yener Şiirleri - Şair Muhsin Yener

Muhsin Yener

İşçi sınıfının
insanlığa bir borcu yoktur
aksine
insanlık borçludur ona

sabahın ilk ışığında

Devamını Oku
Muhsin Yener

Bir millet düşün

Mazisinin kapısını hiç aralamamış,
Kendi köküne yabancı,
Kendi sesine sağır

Devamını Oku
Muhsin Yener

Aslan Mehmed’in İzinde

Bir sabah vaktiydi,
ufukta kara duman,
kapıya dayanmıştı
arsız emperyalist zaman…

Devamını Oku
Muhsin Yener

Bir or*sp*dan dost olur bazen
düşersen elinden tutar,
ekmeğini bölüşür,
sana sırtını dönmez.

Ama bir *** çocuğundan

Devamını Oku
Muhsin Yener

Bir perde var gözlerde.

Bir denge değil bu;
İki uç arasında sıkışmış bir yalnızlık.

Ne söylesem fazla,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Darda kalanların umudu
gecenin en ince yerinde yanar

adı anıldığında serinler yürek
Hızır geçer sanki kapı eşiğinden
İlyas dokunur suyun hafızasına

Devamını Oku
Muhsin Yener

“Şimdi bilgili bilgisiz kişiler çıkıp bana adaletten bahsedebilir mi, gerçekten?
İnsan bazen hayret ediyor; kendi çıkarı söz konusu olduğunda susan, haksızlığa göz yuman, hatta zaman zaman ona ortak olan birinin, sıra kendi canı yanınca en ön safa geçip adalet nutukları atmasını izlemek ibretlik bir tablo. Çünkü çoğu insan için adalet, evrensel bir ilke olmaktan çok, kişisel bir ihtiyaç haline gelmiş durumda. Dokunmadığı sürece sessiz kalan, başkasına yapıldığında görmezden gelen, ama kendisine yöneldiğinde dünyayı ayağa kaldıran bir anlayıştan söz ediyoruz.
Oysa adalet dediğimiz şey, sadece zor zamanlarda hatırlanacak bir kavram değildir. Adalet; güçlü olduğunda da zayıf olduğunda da, kazandığında da kaybettiğinde de aynı ölçüyü koruyabilmektir. Kendi lehineyken alkışlayıp, aleyhineyken isyan ettiğin bir düzenin adı adalet değil, çıkar dengesi olur. Bu yüzden insanın önce dönüp kendi nefsine bakması gerekir. Gerçek sorgulama dışarıda değil, içeride başlar.
Ben adil miyim?
Hakkı gözetirken gerçekten tarafsız kalabiliyor muyum?
Bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmaktan kaçınıyor muyum?

Devamını Oku
Muhsin Yener

Hayat, insanın kendini nasıl tanımladığıyla anlam kazanır. Ben de kendimi; Atatürkçü bir ruhla yoğrulmuş, insan haklarına ve adalete olan inancını yüreğinde taşıyan biri olarak görüyorum. Çünkü biliyorum ki, bir insanın değeri sadece söyledikleriyle değil, savunduğu değerlerle ölçülür.
Benim için Atatürkçülük; sadece bir düşünce sistemi değil, aynı zamanda aklın ve vicdanın yolunda yürümektir. Haksızlığa karşı durabilmek, doğruyu savunabilmek ve her şartta insan olabilmeyi başarabilmektir. Bu anlayış, bana hayatın en temel gerçeğini öğretmiştir: İnsan, insana yakışır şekilde yaşamalıdır.
İnsan haklarına olan inancım da buradan gelir. Dil, din, ırk ya da düşünce farkı gözetmeden herkesin eşit olduğu bir dünyaya inanırım. Çünkü adalet, sadece güçlülerin değil; herkesin hakkını koruduğu zaman gerçek anlamını bulur. Adalet yoksa huzur da yoktur, güven de…
Sevgi ve saygı ise hayatın en sade ama en güçlü bağlarıdır. Ancak ben, bu duyguların tek taraflı olamayacağını düşünenlerdenim. Sevgi paylaşıldıkça büyür, saygı karşılıklı olduğunda anlam kazanır. Tek taraflı bir sevgi nasıl eksik kalıyorsa, karşılık bulmayan bir saygı da zamanla yok olur.
İnsan ilişkilerinde dengeyi kuran şey işte tam olarak budur: Karşılıklı anlayış, empati ve samimiyet. Benim duruşum da bu dengeden beslenir. Ne eksik ne fazla… Sadece olması gerektiği gibi.
Bugün dünyaya baktığımızda en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin; daha fazla teknoloji, daha fazla güç değil, daha fazla insanlık olduğunu görüyoruz. Ve ben, bu insanlığın; adaletle, sevgiyle ve saygıyla yeniden yeşereceğine inanıyorum.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Mustafa Kemal samsuna doğru
yola çıktığında
Biz vardık o sessiz gecede,
Bandırma’nın güvertesinde umut,
Samsun’a doğru esen rüzgârda nefes olduk.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Televizyonun kumandası artık bir eğlence aracı değil…
Toplumun ahlak terazisi olmuş durumda.

Akşam ekranı açıyorsun…
Bir kanalda bağırış çağırış.
Ötekinde ihanet.

Devamını Oku