Ve kitaplar...
Kitapları yakmaktan daha büyük suçlar vardır.
Küllerinden yeniden doğabilir bazen bir kitap,
ama açılmayan sayfalar sessiz ölür.
Bazen kalbimiz
en çok yanlış kapılarda yorulur
çünkü hayat
kime güvenmememiz gerektiğini öğretmeden
kime güveneceğimizi göstermez
Bazı duygular vardır
yüksek ses kaldırmaz,
fısıltıya bile çekinir.
Kırılmaktan korkar,
kaybetmenin eşiğinde durur,
İnsan bazen hayatın en kritik kavşağında, kalabalıkların sesine mi kulak vereceğine yoksa kendi vicdanının fısıltısını mı dinleyeceğine karar vermek zorunda kalır. İşte o an, aslında kim olduğumuzun en net cevabını verir.
Günümüz dünyasında çoğunluğun içinde olmak, çoğu zaman güvenli bir liman gibi sunulur. Kalabalıkların arasında kaybolmak, sorumluluğu da, sorgulamayı da azaltır. “Herkes böyle yapıyor” cümlesi, birçok yanlışın en kolay bahanesi haline gelir. Oysa insan, sadece kalabalığın bir parçası olmak için değil, kendi doğrularını yaşayabilmek için vardır.
İnanmadığın bir yolda yürümek, aslında her adımda kendinden biraz daha vazgeçmektir. Başkalarının doğruları uğruna kendi hakikatini susturmak, en büyük yalnızlıktır. Çünkü insanı yalnızlaştıran şey, etrafında kimsenin olmaması değil; kendi içinde kaybolmasıdır.
Buna karşılık, inandığın bir yolda tek başına yürümek İşte bu, cesaret ister. Bu, bedel ister. Bazen eleştirilirsin, bazen anlaşılmazsın, bazen de yalnız kalırsın. Ama bilirsin ki attığın her adım sana aittir. Her duruş, her söz, senin gerçeğindir.
Tarih boyunca iz bırakan insanların çoğu, kalabalıkların değil; inandıkları yolun peşinden gidenler olmuştur. Çünkü hakikat, çoğu zaman gürültünün içinde değil, sessiz bir direnişte saklıdır.
Sonuçta mesele şudur Milyonlarla yürümek mi, yoksa doğru bildiğin yolda tek başına kalmak mı? Benim cevabım net… İnanmadığım bir yolda milyonlarla yürümektense, inandığım yolda tek başıma yürümeyi tercih ederim. Çünkü insanın en büyük yol arkadaşı, kendi vicdanıdır.
Düşman çökmüş yurda, karanlık gece,
Bozkırın bağrında kor olmuş acı.
Bir ses yükselmişti Tanrı Dağı’nca,
Demirden irade: Mehmet’in gücü.
Yala yut dünyayı,
boğazında kalmasın derler ya hani,
bir lokma haram için
ömür törpüleyenler var.
Kiminin cebinde para,
Yaşamak seninle bir başka zamanı,
Bir başka zamanda seni yaşamak...
Ömrün en sessiz kıyısında bile
Adını kalbime yeniden yazmak.
Bir rüzgâr gibi geçsen yıllarımdan,
Yaşamak dediğin
öyle kolay iş değil kardeşim,
sabah kalkacaksın mesela,
ekmek alır gibi umut alacaksın iç cebine.
Birileri surat asacak,
Yaşamak,
öyle yalnızca nefes alıp vermek değildir kardeşim.
Bir çocuğun yüzüne gülümsemek, bir yaşlının yükünü hafifletmek, bir yaraya merhem, bir karanlığa ışık olabilmektir.
Yaşamak,




-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarÇöl Ortasında Bir Vaha
Denize kavuşmak umuduyla
bir ırmağın koynunda aktığımı sandım.
Her virajı,
her taşı,
her sessizliği
denize çıkan bir yol bildim.
Oysa yanılmışım...
Meğer ben,
sulara kavuşmayı bekleyen bir ırmak değil,
sonsuz susuzluğun ort ...