Şu gördüğün dünyayı gerçek sanma
Yaşadıkların gözünün görebildiği
Kulağının işittiği
Yüreğinin hissedebildiğidir sadece,
Belki gerçek değildi bu hayat
aşklar geliyor aklıma haykırışlar...
kendi darağaçlarından çiçekler toplayan çocuklar...
1978' in bir yaz akşamında doğu berlinde bir çiftlik evinin bahçesinde söylenen şarkılar...
acının tam ortasından umuda yollanmış mektuplar...
gözden ırak olan gönülden de ırak olur diyene inat Nazım'ın Pirayeye yazdığı mısralar...
ve sen geliyorsun aklıma...
Suçlayamam seni hiçbir şey için
Bilemezsin nasıl acıttığını bu duygunun
Her sözünün derin yaralar açtığını sahipsiz ruhumda.
Bilemezsin, bakışlarının
Bir ok gibi saplandığını yüreğime her seferinde
Sürme esmer yüzünü yüzüme
Benim ellerimde
Taze çimen kokusu
Benim toza, çamura bulanmış ayaklarım.
Buz kesmiş çelik soğukluğudur yalnızlığım
Susarsam,
Cehennem olur gözlerim.
İçi boşalır
Sarhoş masalarda muhabbetlerin.
Susarsam,
Korlaşmış bir isyan olur
Seni gördüğüm zaman
Aklım tutulup,
Yüreğim kekeliyor
Şimdi uzun uzun sussam
Anlar mısın beni?
Suskunluğum haykırışımdır.
Sessiz görünsem de
Bağırıyorum
Hem de avazım çıktığı kadar
Mümkün müdür?
bak herşey nasıl da değişiyor sevgili
bir meydanın rengi nasıl da kızıldan turuncuya dönüyor
nasıl da gülüyoruz şimdi ağladıklarımıza
ve nasıl ağlıyoruz gülerken ağız dolusu
sokaklarda saklambaç oynayan çocuklarımız
Umut sonsuzluktur
Sığmaz zamanlara,
Çünkü sonsuzluğu istemektir
Adına imkansız denen ne varsa
Her kapı aralık kalmalı biraz
unutamadığım hiçbir şey yok şu hayatta
yaşıyor oluşumdan başka




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle