Susarsam,
Cehennem olur gözlerim.
İçi boşalır
Sarhoş masalarda muhabbetlerin.
Susarsam,
Korlaşmış bir isyan olur
Seni gördüğüm zaman
Aklım tutulup,
Yüreğim kekeliyor
Şimdi uzun uzun sussam
Anlar mısın beni?
Suskunluğum haykırışımdır.
Sessiz görünsem de
Bağırıyorum
Hem de avazım çıktığı kadar
Mümkün müdür?
Susturulmuş ağzımda
Kan tadıdır karanlıkta bekleyişim
Bitmeler miydi yalnız sonu gelmeyen
Tükettikçe bizi
Hiç tükenmeyen,
Susuyorum
Kulakları sağır eden sessizlikler içinde
Aydınlığa türkü yakar gibi
Karanlıklar içinde
Aynı şiir her gün yeniden yazdığımız
Toprak tohum zanneder
Gencecik bedenini
İncecik bileklerin
Zamansız kırılan bir gül dalı
Susuz bırakmam fidanını
Kuruyarak geçirecek olsam da koskoca bir yazı
Sonuna kadar arkasındayım kurduğum cümlelerin
Siper edip her bir kelimeyi kendime
Sonsuza dek saklanmak için karanlık yüzlerinizden...
Bizi ne bir deprem
ne bir kanser
ne bir trafik kazası
ne faşizm...
Bizi en çok müziksiz bir dünya öldürebilir
Şiir yazıldı
Belki hiç okunmayacak,
Kapandı zarf içinde
Düğüm düğüm bütün kelimelerim
Belki hiçbir zaman
Hiç kimseye yollanmayacak
Bizim de güne bakanlarla dolu bereketli topraklarımızda gezindi
O çirkin yüzlü mezar kazıcılar…
Bizim de bestelenmemiş şarkılarımızı kurşuna dizdiler Şilili kardeşim
Bir eylül şafağı…
Dünyanın öbür ucunda suya düşen bir gül yaprağıydı adın




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle