Gün oldu
Kendi yüzümü tanıyamadım aynada
Buruk sevinçlerim oldu,
Hüzünlerim oldu
İnce bir gülümseme vardı yüzümün kıyısında
Gülüşüm gözyaşıma karıştı.
Hiç aklıma gelmezdi böyle olacağım.
Karalandı bütün boş kağıtlar
Dindi tahta kapının gıcırtısı
Demiştim ya
Gözlerin çıkmaz sokak
Girmişim çıkamam
Tutmuşlar sokağın başını askerler
Yığılıp kalmışım
Kanlar içinde
Sokağının maviliğine...
Ağaç sordu gökyüzüne:
-Hangi şiirin,
hangi mısrasında tanıdım seni,
hangi kafiyede buluştu ilk defa ellerimiz?
Gökyüzü gülümsedi ağaca
…….Çocukluğumdan beri düşünürüm. Hiçbir zaman gönderilmeyecek olan mektupları neden yazar insanlar.
…….Şimdi çok iyi anlıyorum. İnsan kendisi içinde bir şeyler yazmak ve bunları tıpkı çok uzaklardan kendisine gönderilmiş gibi heyecanla okumak istiyor bazen.
.....Çocukluk diyorum içimden, düpedüz çocukluk. Ama neden çocukken bu kadar mantıksız gelirken bütün bunlar şimdi neden bu kadar çok acıtıyor canımı. Yoksa büyüyeceğim yere sürekli küçülüyor muyum ben?
Geleceğimiz bir soru işareti
Üzgün yüzümüzde ağlar bütün ünlemler.
Ve vazgemiş üst üste iki noktalar
Davranışlarımızın sebeplerini açıklamaktan.
Oysa şimdi her keder
Bir harfe karşılık geliyor
Gel ki
Adını değiştirelim kışın
Binlerce kızıl çiçek açsın
Beyaza boyanmış dağlar ardında
Kışın da başlayabilen hayatlar keşfedelim
Sana kendin olduğumu hatırlatan
Bütün her şeyi unutturmaya başlamışsa hayat
Vazgeçmek günü gelmiştir artık bir şeylerden
Seni sen yapan tüm heyecanlar
Dinlemekten sıkıldığın eski bir şarkı gibi geliyorsa kulağına
Gerçek destanlar yaratılmaz asla
Yaşanır nefes nefes
Yürünür adım adım
Kandır akan damarlarımdan
Mürekkep değil kalemimden boşalan
Hikayesidir künyesi dağlarda kalmış çocuklarının
kırkı çıkmış her acıdan
geriye kalandır şiir
dinse bile
sızlatır bir başkasını...




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle