ağır çekimde izler gibiyiz
dünyada çekilen tüm acıları
yere düşen bir fotoğraf çerçevesini
yahut bir mermi çekirdeğinin ölüme dönüşünü...
ne kadar çabuk gelip geçiyor oysa mutluluk
Bilincimin kurtarılmış topraklarında
Her akşam sınırlarımı geçiyorlar izinsiz
Sorgusuzca yıkarak beynimin tel örgülerini
Mayınlar ekilmiştir
Kendi hasadını toplayamayan bir yurdun kurak topraklarına
Kaç kez kaçırdıysa gözlerini
O kadar yenik
Bir sevdanın ardı sıra
Kaç kez düşüp kanamışsa dizleri
O kadar güçlü…
bir şiiri olmalı düşümüzün
taşıdığımız bayrak
yazdığımız kalemin kardeşi olmalı
ve bir şarkısı olmalı düşümüzün
göğün yedi rengi
Aynı şarkıyı her gün yüzlerce dinleyip
Yine de sıkılmıyorsam,
Kalbimin her çarpışında
Bir kuş sürüsü havalanıyorsa içimde,
Her gün gördüğüm yüzlere
Başka anlamlar yüklüyorsam,
ellerinde ne var çocuk?
doğmamış bir güneş var yarına gebe
güneyli bir rüzgar var
kara bulutları dağıtacak yurdumun üzerinden
gözlerinde ne var çocuk?
Durmuşum bir yol kenarında
Kendimi arıyorum gecenin içinde
Bulamıyorum
Gece uzun
Gece karanlık
Hüzün nöbetim gelmiş
Seni düşünmek için
Sana bile ihtiyacım yok artık...
Çünkü en onurlu kavgalar
Yalnız yaşanır her zaman
Benim değil eksik kalmış bu hesap
şair falan değilim
senin kadar güzel bir şirim olmadı hiç benim...
En çok ne yaralar seni
Sevmediklerin mi yoksa seni sevmeyenler mi
Hayır,
Düşmanın kalleşliğidir asıl
Ayakta tutan
Seni ve inancı...




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle