Yiten dostlarım geldi aklıma
Gülen yüzleri hiç gelmedi gözlerimin önüne
Herkesten çok şey bilmek
Herkesten biraz daha önce gitmeyi gerektiriyordu belki
Dünyayı sevmek
Bu çürümüş karanlık,
Bu bayatlamış ekmek,
Bu açlık,
Bu sevgisizlik,
Bu kimsesizlik,
Yiğit kişilerin harcıdır
Işık için yakmak gözlerini hesapsızca
Savrulmak kavganın rüzgarında
Asılmak bir bahar sabahı bir şafak sorgusuzca
Suçu sadece güneşe bakmakken çıplak gözle
Bölüşmekken bir somun ekmeği kardeşçe
Yıllar geçti bir hediye almayalı
Ellerini getirsen yeterdi bana
Yüzüme sürseydim uzun uzun
Varsın son günüm olsun bu deseydim
Varsın son günüm olsun
Ne için yaşar ki insan
zaman ki
bir film makinesidir
düşürür
o en acılı
o en sevinçli
o en sıradan kareleri
Zamansız söylenmiş sözler gibiydik
Bir imla hatası gibi yaşadığımız ömrümüzde
Aykırı cümleler gibiydik
Aykırı zamanlarda kurulmuş
Bir kez olsun tutuşmadan ellerimiz
Can suyuna göz yaşlarının karıştığı bir zeytinin dalıydım
kırdılar bir sabah
ağzım dilim yoktu
sessizce kanadım...
Yürüyoruz hayatı adımlarımızı saymadan
Yaşanılandan geriye ne kaldığına aldırmadan
Yürüyorum dışarıda çelik gibi bir ayaz
Delip geçiyor göğsümü
Buharlaşarak çıkıyor ağzımdan şiirler
Işıksa eğer bu karanlık yolun sonu
Yürümeye değecek bir şey var vardır uğrunda
Ölümün kalleşliği en fazla bir kez yakalar bizi
Ama bin defa yaşarız
Bakışımız kalır bir anıt gibi
Düştüğümüz yerde
Gökyüzü yok sizin dünyanızda
koşu bantları
üretim bantları
gelmeyen paydos düdükleriniz var
ıslık çalmak yok keyifli akşamlarınızda,




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle