Uzaklaştıkça güzelleşen bir kadının
Ağlayan gözleridir ayrılık
Ve o yangını söndüren,
O ıslaklığı
Yanaklarına kavuşmadan kurutan
Parça parça vuruyorsun yüzüme
Yüzüme atom atom
Rengin süzülüyor boşlukta
Nefesin çarpıyor kalbime
Bölmeyin atomu
Gecemi aydınlatan alev toplarıdır
Güzel çocuklarının ellerinde savrulan
Kaldırımları ezen ruhsuz tank paletlerine
Ve karanlığın sokak çetelerine
Hesabıdır bu sorulacak olan
Üç kuruşa satılan üçüncü dünyaların
Yağmurlu bir yaz akşamıdır şimdi
Avuçlarımı dolduran berraklık
Terli bir haziran gününde
Vururken yüzüme serinliği
Bir şiir daha büyüyorum kendi ellerimde
Dünya da yazılmış en güzel sözcükler bile bir düşü gerçek yapmaya yeter mi? Kerem yandığı için Kerem olmadı mı, Aslı böyle sevildiği için bitmeyen bir düş…
Korkaklığımı bağışla, konuşurken sustuklarımı yazarak bağırabiliyorum ancak sana. Ne desem eksik kalacak biliyorum, gözlerim gözlerine takıldığında…
İlk defa dinlenen bir şarkının kalbimin bütün ezberini bozması gibi çıktın karşıma. Berrak bir suyun akışıydı çocuk bakışların, hani uzatsam ellerimi bir akıntı alıp sürükleyecekti aklımı sularına…
(Bitmez çiçeğin hasreti toprağa,
Camdan vazolar içinde hapis olsa da...)
Kurumuş bir tarlanın
Buluta türkü yakmasıdır bu anlatılan
Ve bulut anlayamaz hiçbir zaman bunu
Sarı saçlarını gecenin karanlığına savurup giden
Hayırsız bir sevgili gibi
Sırtını dönüp gidiyor bize yaşam
Kimi sevmeye cesaret etsek
Sonbahar yerimizden vuruyor
Büyük bir hevesle başlayıp ta
Nasıl bitireceğimizi bilemediğimiz bir cümle gibi
Uzayıp gidiyor hayat.
Sonunu hayal etmek bile istemediğimiz
Ve acemi bir çocuğun tedirginliğinde
Sürekli imla hatalarıyla ıskalanmış
Kavruk kalmış çocukluklar yaşadık
Anlatım bozukluğundan
Anlaşılamamış baharlar...
Hani sen diyorsun ya;
yine başka bahara kaldı yaşamak
Acının dökülebildiği tek bir söz yok. belki de yanlızca hüzündü bir şiiri yazılabilir kılan. Boğazındaki düğümün çözülmesi gibi ansızın, bir türküye eşlik ederken yağmur rengi kanayan göz pınarların...
çoğunuzun başınıza gelmesini hiç istemediklerinizdi, benim kendi kalbine sürgün kafamın düş diye büyüttükleri...
beklemekten vazgeçince sevdiğini sandıklarından da vazgeçiyordu çoğunuz. Bir aşkı gerçek kılan imkansızken de sevebilmekti oysa.
umutsuzluğu anlattı çoğunuz sürekli, üç beş deli diyerek küçümsediniz özgür bir ülke düşümüzü. Ben size inat sosyalizmi de çok sevdim, bütün imkansız dedikleriniz gibi...
şimdi unutmak uzak dursun benden ne olur...
bir acı daha hüzne dönmese ne olur




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle