Gökyüzü yok sizin dünyanızda
koşu bantları
üretim bantları
gelmeyen paydos düdükleriniz var
ıslık çalmak yok keyifli akşamlarınızda,
Işıksa eğer bu karanlık yolun sonu
Yürümeye değecek bir şey var vardır uğrunda
Ölümün kalleşliği en fazla bir kez yakalar bizi
Ama bin defa yaşarız
Bakışımız kalır bir anıt gibi
Düştüğümüz yerde
Bu çürümüş karanlık,
Bu bayatlamış ekmek,
Bu açlık,
Bu sevgisizlik,
Bu kimsesizlik,
Akşam oluyor
Yine sisler çöküyor ruhumun kuytuluklarına
Kazandığımı sandıklarım
Kayıp gidiyor bir anda avucumun arasından.
Orada biliyorum
Yiğit kişilerin harcıdır
Işık için yakmak gözlerini hesapsızca
Savrulmak kavganın rüzgarında
Asılmak bir bahar sabahı bir şafak sorgusuzca
Suçu sadece güneşe bakmakken çıplak gözle
Bölüşmekken bir somun ekmeği kardeşçe
Yıllar geçti bir hediye almayalı
Ellerini getirsen yeterdi bana
Yüzüme sürseydim uzun uzun
Varsın son günüm olsun bu deseydim
Varsın son günüm olsun
Ne için yaşar ki insan
Hani çok yazmak isteyip de
Sürekli unuttuğum cümleler gibi
Geçip gidiyor hayat.
Bir asra sığacağına inanamadığın duygular
Küçücük bir ana sıkışıp kalabiliyor,
Daha önce ağladığın bir şeye
Yazmaktan zordur bir acıyı yaşamak
Yarım asırlık kederi
Bir güne sığdırabilmek,
Anlatabilmek
Dalgalı bir denizin durulmasını
Koskoca bir nehrin kurumasını
91 Ağustosuydu
Güneşi çaldılar göğümüzden
Buz tuttu kemikleri insanlığın...
Anladım
Yalnızken yazdıklarımız kadar değerli sözlerimiz yoktu
Birbirimize söyleyeceğimiz...




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle