Bir şafak vakti doğmanın kaderidir
Şu bitmeyen hüznün
Geceme şiir serpen sesini
Kulağına fısıldayan aydınlık:
-Çabuk büyü çocuk”
Sabah gün doğarken
Attığında kendini sokaklara
Bakabilecek misin kaldırım taşlarına
Yüzün kızarmadan
Bakabilecek misin ağlayan bir çocuğun
Gözlerinin içine utanmadan
Şairsem,
Merdiven altında sabahlayan
Yaşlı bir adamın alnındaki
Binlerce yıllık çizgilere
Bakabildiğim için
İnsan oluşumdan utandığım içindir...
Kavgamın kor alevi içinde
Bir kıvılcım olmalı gözlerin
Yani sevgili
Senden vazgeçmek
Kavgadan geçmek demek olmalı…
Sarsıldık
Derin yarıklar böldü
En derin uykularımızı
Çıldırdı dünya
Yeryüzü öfkesini kustu
Atmak istercesine hepimizi üzerinden
Sebepsiz değil,
Midende kramp,
Sol kolundaki dinmeyen sancı,
Damarlarını hırpalarcasına coşan kan
Ve tüm gördükleriniz koskoca bir yalan
Nasıl mıyım?
Rüzgarsız havada deniz nasılsa
Öyle durgun,
Bir sazın kopan teli nasılsa
Öyle sessiz,
Pimi çekilmiş bomba nasılsa
Ne güzel şey
Yağmurdan sonra güneşin açması
Gurbetten gelen bir geminin
Usulca memleketinin limanına yanaşması …
Ne güzel şey
ve son olarak başarısızlığımda emeği geçen
ılık bahar akşamlarına
gözlükllerimi ıslatan yağmur damlasına
durmadan çözülen ayak bağcıklarıma
kalabalıklaştıkça beni daha da yalnızlaştıran insan yığınlarına
ve ota boka heyecanlanıp coşan kalp atışlarıma
Ey kavga,
Ne kaybederdim
En güzel yıllarımı verseydim sana
Ben de uzansaydım seninle sonsuzluğun koynunda
Ben de kaybolup gitseydim




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle