Bir şafak vakti doğmanın kaderidir
Şu bitmeyen hüznün
Geceme şiir serpen sesini
Kulağına fısıldayan aydınlık:
-Çabuk büyü çocuk”
Sabah gün doğarken
Attığında kendini sokaklara
Bakabilecek misin kaldırım taşlarına
Yüzün kızarmadan
Bakabilecek misin ağlayan bir çocuğun
Gözlerinin içine utanmadan
Nasıl mıyım?
Rüzgarsız havada deniz nasılsa
Öyle durgun,
Bir sazın kopan teli nasılsa
Öyle sessiz,
Pimi çekilmiş bomba nasılsa
Ne güzel şey
Yağmurdan sonra güneşin açması
Gurbetten gelen bir geminin
Usulca memleketinin limanına yanaşması …
Ne güzel şey
ve son olarak başarısızlığımda emeği geçen
ılık bahar akşamlarına
gözlükllerimi ıslatan yağmur damlasına
durmadan çözülen ayak bağcıklarıma
kalabalıklaştıkça beni daha da yalnızlaştıran insan yığınlarına
ve ota boka heyecanlanıp coşan kalp atışlarıma
Ey kavga,
Ne kaybederdim
En güzel yıllarımı verseydim sana
Ben de uzansaydım seninle sonsuzluğun koynunda
Ben de kaybolup gitseydim
Belki seni
Senin sevdiğinden fazla
Sevecek biri olduğu zaman
Anlamını bulacak o şiir
Kimse için daralmıyorsa bugünlerde göğsün
neredeyim biliyor musun?
yalnış bir dünyada
doğru bir hayat sürmeye çalışmanın kederinde
ve en kederli anımda bile
içimi yaşama sevinciyle dolduran
bir çocuk gülüşünde...
Neyse bu hayatta heyecanlandıran seni
Düş peşine ölümüne
Aşksa dağları delmelisin Ferhat gibi
Özgürlükse
Açmalısın yelkenlerini hayatın sonsuzluklarına
Umutsa,
Nesnesi yok bu aşkın
Öznesi içinde saklı
Bir çift göze sığdıramayacak kadar büyük
En ilkel insanın anlayacağı kadar basit
Ve en akıllı olanın çözemeyeceği kadar karmaşık
1+1’in üç olabileceği




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle