Yürüyorum,
Pusuya düşürülmüş sevinçlerimin hürriyeti için
Tazelemek için çürüyen şu bilincimi
Nefesim gökyüzünü delen bir mızrak
Ve nerdeyse dile gelecek caddeler, binalar
Yürüyorum,
Sevinçlerden payımıza
Hüzün çıkartmak bizim
Biten her güzel şeyde doyasıya ağlamak
Gülmek,
Her şeye yeniden başlarcasına
Temiz yüzlü güzel bir çocuktu
Birkaç dostu
Ve çokça kitabı vardı tozlu raflarında
Başkada ihtiyacı yoktu zaten
Adam gibi hüzünleri vardı onun
Üstü karalanmış cümlelerin gölgesi düşüyor duvara
Elimde cesaret kuşanmış bir kalem
Yazılsın diye kırmak isteyenlerin zulmü
Ulaşsın diye hakkına emek
İşte bir akşam daha tükeniyor
Heyecanla okumaya başladığımız o kitabın
Kaçıncı sayfasında kaybetmiştik kavgayı........?
2007
Bir mezar taşı gördüm bugün
Henüz üç yaşında
Siyah gözleri
Gülümsüyordu dünyaya aynı çocuklukta.
Bıraksalar koşturacak daha
Oyun bahçesi sandığı mezarlığın
Kelimeler yakıştırdım
Sol yanımın dinmeyen ağrısına
Çarparak gündüzlerimi yüzüne
Gecenin ve bitmeyen kederimin...
Bak oğlum,
İki satır yazı sadece
Tüm söylenemeyenlerden arda kalan.
Belki unutuldu birçoğu o cümlelerin.
Gez
Göz
Arpacık
Eğer tarafsızlık
Tıkamaksa kulaklarını
Yapılan haksızlıklara
Hepinize inat bağırıyorum
Bütün beynimle, yüreğimle
Toprağına her damlasını
Bir kelimeye sığdırmak esas olan
Koskoca bir düşü
Tüm sayfaları yırtıp atmak
Anlatabilmek yüreğinin yarattığı depremi
Laf geçirmek imkansızdır artık bilincine




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle