Delikanlı bir ateş yaktım
Gecenin karanlığında
Rengi kavgamdan da kızıl
Mavi tulum
Ve özgür uyunacak gecelerin aşkına
Deniz gibi insan
Rengi bile bir muamma
Fırtına mı eser
Durgun mu olur yoksa
Deniz gibi tıpkı insan
Daha vakit erken
Vurmadı akrep gecenin ikisini
Ve gece farkında değil henüz gece olduğunun
Daha vakit erken
Ay ışığı çizmedi resmini daha sulara
Dalganın kayalıklara öfkesidir bu
Hıncını bir tokat gibi savuran geceye
Sahipsiz bir öfkedir
Okyanusların maviliğine sığmayan
Günler değil
kan akmaya devam ediyor hâlâ
çarklar dönmeye,
sermaye büyümeye,
emek sömürülmeye,
ve "büyük insanlık"
hiç yaşamamış gibi ölmeye...
Tüm kadehler karıştığı zaman birbirine
Devrilen son şişenin dibinde
Bekliyor seni gülümseyişim
Üç mısralık bir şiirim mezar taşlarında
Kurumuş toprakta üç damla su
Bir çocuğun
Rüyasında gördüğü oyuncaktır devrim.
Fırından yeni çıkmış ekmeğin
Ağza yayılan sıcak buğusudur.
Hiç kimsenin adını bilmediği bir sokakta
Müzisyenin akordeonundan çıkan
Dilim tütün acısı kardeş
Ayaklarım uzak yolların yolcusu
Bir kez olsun yürümemişim
Ankara’nın çamurlu sokaklarında
İçim hiç böylesine üşümemiş…
Sıradan bir akşam
Sıradan bir şeyler üzerine konuşuyormuşum gibi
Dinle beni
İster bir roman gibi
İstersen tek kişilik bir oyun gibi tiyatro sahnesinde
Gece sırnaşık bir kedi gibi
Dolanıyor ayaklarıma
Dört kişi ateşin başında
Adlarını ve adreslerini bilmediğim
Dört kişi yalnızlıklarını yakıp ısınmakta




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle