I.
Merhamet yalın ayak gezer bu dağlarda
Tabanlarını sıcaktan çatlayan
Çakmak taşı kayalar keser
Bir türkü söyler Kürtçe
Dokuz -onbir nöbetinde Mehmet Çavuş
Ne kadar büyüsek de
Hala o çocuk yüzlerimiz saklıdır
Annelerimizin yüreklerinde.
Ilk sözlediğimiz sözler hala kulaklarında.
Hala bir gülümseme kaplar dudaklarının kenarını
Akıllarına geldiğinde attığımız ilk adım.
Korkma yüreğim
Korkma, yaz bu şiiri
Sensiz her gün kaybediyorum zaten ben bu kavgayı
Sıradan bir hikayenin
Koskoca bir destana dönüşü gibi
Hürriyet sadece beyinlerimizde.
Kimimiz dağlar denizler boyu tutsak
Kimimiz üç metrekarelik betonlar arasında hür
Yürek ister
Görebilmek için
Her zaman umduğun yerde değil beklediklerin
Yarattığın yerde başlar bütün sevmelerin
Sımsıcak bir odadan
Buz gibi bir karanlığın ortasına dalar gibi
Ve küçücük bir kıvılcımla
Her yer yalnızlıktır
Sinema salonları
Deniz kıyıları,
Boynumu gümüş bir kolye gibi sarar ölüm
Tutma ellerimi ne olur
Her harften ayrı bir söz yarattım kendimce
Her satırını işledim ilmek ilmek
Dedim ki
Her yolculuk öncesi
Mutlaka bir şiir yazmalı insan
Döndüğünde okumayı ümit edeceği
Herkes kendi kavgasının kahramanıdır
Ve cesurdur yürüyebildikçe korkularının üzerine
İrkilir titremeye başlarsın serin bir gecenin karanlığında
Yüreğini ısıtacak olan herkes senden
Sanki senden binlerce yıl uzaktadır
Karanlık çağıldar gittikçe yükselen bir sesle üzerine
Herkes sadece kendi olduğu için
Farklı hepimizden
Herkes kendi olduğu için bu kadar yabancı
Herkes kendi olduğu için
Nefret dolu gözleri
Her mayın bir tohumdur ayrılığın bahçesinde
Oysa biz sadece sevgi olsun istedik aşk bahçelerinde
O bahçelerde koşup oynasın çocuklar
Kolsuz bacaksız kalmadan
O çocuklar tüm renkleriyle görebilsinler dünyayı.




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle