Türkülerimi yazdın sen benim
Yasaklarımı değil
Sendin ellerimin sıcaklığında
Hiç bahar göremeyen kar taneleri gibi eriyen
Zulüm çökerken yasalarıyla
Karabasan gibi üzerime
Sen yüreğime çizdiğim resimsin.
Gökyüzüyle boyarım gözlerini,
Saçlarını sabah güneşiyle.
Ne zaman bütün acemiliğimle
Alsam fırçayı elime
Dünyanın en güzel resmini yaparım.
Sen hiç ay ışığında şiir yazdın mı?
Belanın tam kıyısında
Korktun mu hiç ölesiye
Alırlar diye elinden kalemini?
Öyle bir akşamdayım ki şimdi
Şiir gibi yaşamak isterdim ömrümü
Ne iş yaparsın diyene
'Sadece şairim
Ölürcesine sevmektir mesaim' diyebilmek.
Ömrüm boyunca
Nefes aldığım her an
Gökyüzü
Beyaz bir kılıç gibi
Saplıyor öfkesini geceye
İnan ki küsmedim hiçbir maviye
En zayıf yerime saplamış olsa da bıçağını
Ey yüzüne aşk bulaşmış güzel çocuk
Cılız bir ateşle
Kül olursa bir gün orman yüreğin
Dönüpte bak bir gerilere
Göz göre göre kayarken ellerinin arasından
Kum taneleri gibi zaman
Güzelliğin
Bir sigaranın ilk nefesi gibidir
Heyecanla çekersin içine
Başı döndürür
Gittikçe tükenir
Tükenir ve biter sonunda
Bize düşen sorulmasıydı en güzel sorunun
Yanıtlar değildi verilmesi gereken
Sorduk en güzelini...
Çünkü işiydi şairin
Bahar günü aşık olmak çiçeğe..!
Ardında kaybedecek
Hiçbir şeyi olmayanın cüretidir
Cesaret dediğin
Yüreği göğsünün kafesine sığmayan bir adamın
Kendi gölgesinden korkması gibi karanlık sokaklarda




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle