Yürü köylü çocuğu
Yürü ki bu dağ senindir
Okulun dağlar ardında bırakılmışsa
Mevsim kışsa
Donup kalmak varsa
Güzel yavrum,
Kaç güz geçti sana böyle seslenmeyeli
Kaç eylül
Parmaklarımın arasında
Nasıldır düşündün mü hiç
Mızrak ucunda yaşamak
Her kıpırdanışında
Etine işleyen tarifsiz bir acıyla uyanmak
Ve ne hisseder insan
Ne olur isyansız bırakma gecemi
Aşksız bırakma
Bir ağaç gibi öylece durmak istemiyorum
Bir şeyler söyle bana
Kanım Kızılırmak gibi coşsun damarlarımda
Neredeydiniz?
Kül olup yağarken
Yanan bedenimiz
Kış günü kar yerine.
Katledilirken çocuk gülümseyişi
Yedi yaşında bir kız çocuğunun...
Resimlerde
Karlar hiç erimiyor
Solmuyor çiçeklerin kırmızısı hiçbir mevsim
Hep taze kalıyor gülüşlerimiz
Ve terk edip gitmiyor bizi sevdiklerimiz
Sordu kadın:
-Sen ne zaman büyüyeceksin?
-Ölünce
Dedi adam...
Kanadı perde
Onun içindi kıpkırmızı gözükmesi belki.
O sabahlarda gelir bir gün
Dilinde dünyanın en güzel türküsüyle uyanacağın
Hiç bitmeyecek dediğin tüm geceler
Varır sabaha mutlaka
Enkazı kalkar çaresizliğin
Görüş günlerinde
Adı hiç okunmayan
Bir mahkum çaresizliğinde geçiyor günlerim
Hani saçları bir kez okşanmadan
Kaybolan çocukluklar gibi.
Biraz eksik
Biraz fazla bir çocuğum ben
Bilmem mesela bütün çiçek adlarını
Islıkla çalamam çok sevdiğim bir melodiyi
Yüzünü hiç görmediğim




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle