Bak çekiyorlar işte
Ayaklarının altından yeryüzünü
Hayatı inkar ediyorlar
Tek gerçeğin ölüm diyerek
Ey yarın için susuz bıraktığın
Hangisi sıla
Söyle bana
Ey doğduğum koca şehir
Doğduğum yer midir sıla
Yoksa seveceğim yer mi olacak
Mezar taşları nöbet tutuyor
Şehirlerin sahipsizliğinde
El koymuşsa geceme temmuz
Çiçekler bitmemişse daha dost mezarlarında
Yaram kabuk bağlamadan
Gireceğim inadına o kente
Sabaha karşı
Uzak şehirler doluyor yüreğime
Her resim başka anlatıyor ayrılığı
Doğaçlama bir tiyatro sahnesi gibi
Geçiyor gözlerimin önünden hayat,
yalnızlık nedir sevgili;
hüznüne hiç kimseyi ortak edememek…
rüyamda duyduğum bir şarkı yahut
yüzünü karanlıkta göremediğim
bir sevgilinin dudaklarından dökülen
Gözümü dikip kaldığım yerdedir hayallerim
Kimi zaman bir meydandadır
Bir delikanlının gür sesiyle haykırdığı,
Kimi zaman bir dağ başındadır
Özgürce söylendiği türkülerin
Gözümü dikip kaldığım yerde kavgam var,
Hep ben çağırdım seni
Geceler boyu
Sadece ben yazdım o şiirleri
Hiçbir zaman okumayacağını bile bile.
Suçluyum
Nasıl bir rüzgardır ki bu ufacık bir kıvılcımı
Taşır çok uzaklara
Nasıl bir kıvılcımdır ki bu
O kadar uzaktaki bir ormanı kül eder tek başına
Nasıl bir küldür ki bu söyle bana
Nasıl bir küldür
Kimseye değil küskünlüğüm
Sadece şiir yazmak istedi canım
Kimseye kırgın değilim kendimden başka
Hem nasıl kızar ki insan
Yemyeşil bir bahar gününe
Bir kar tanesine yada
-Ellerin kardeştir nemli ayazıyla şehr-i İstanbul’un.
Ayakkabıların ezbere bilir şehrin öbür ucundaki
Evinin yolunu
Ha bir de her damlasında kaderine sövdüğün
Sonbahar yağmurunu
Yani güzel abim,




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle