Hangi devrim var ki
Kessin öz kardeşinin boğazını
Ve dökülen kanla yazsın
Çorak toprağa
Barışın, demokrasinin adını...
Sabaha karşı
Uzak şehirler doluyor yüreğime
Her resim başka anlatıyor ayrılığı
Doğaçlama bir tiyatro sahnesi gibi
Geçiyor gözlerimin önünden hayat,
yalnızlık nedir sevgili;
hüznüne hiç kimseyi ortak edememek…
rüyamda duyduğum bir şarkı yahut
yüzünü karanlıkta göremediğim
bir sevgilinin dudaklarından dökülen
Hangisi sıla
Söyle bana
Ey doğduğum koca şehir
Doğduğum yer midir sıla
Yoksa seveceğim yer mi olacak
Mezar taşları nöbet tutuyor
Şehirlerin sahipsizliğinde
El koymuşsa geceme temmuz
Çiçekler bitmemişse daha dost mezarlarında
Yaram kabuk bağlamadan
Gireceğim inadına o kente
Yaşıyoruz, içimizde geçmiş günlerin hüznü
Yaşanmamış günlerin sıkıntısı
Geçmiş günlerin pişmanlığı
Yaşanmamış günlerin umudu,
29 Nisan 2002
Yine bir otogar gecesi
Herkes içindeki hiç kimseler
Bir an büyük bir kalabalık
Sonrası sessizlik
Göçtü sanırsın bütün insanlar
Sanki boşaldı bir anda yeryüzü
Yine sizi düşündüm
Bir tek şarkı dinlemeden
Bir kez olsun kabartmadan yüreğimi
Yine sizi düşündüm,
Odamın çatlamış duvarları arasında,
Yürünecek bir yol kalır her zaman
Sorulacak hesap
Yıkılacak barikat
Kazanılacak savaş
Söylenecek bir söz vardır her zaman
Bir adam yürüyordu
Eskimiş asfaltında şehrin
Bir seyyar satıcı,
Bir baba,
Kafasında yuvasının yarını
Yürüyordu yolları yararcasına




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle