Ekimi içine sindiremeyen
Bir güneş yakıyor yolları
Bir yangından kaçar gibi geldiğim bu şehirde
Büyük şehirlerin
Gönülsüz kaçağıyım ben
Ardımda bana sarsıntısını bırakan
Dost olduğunuzu sanan
Yabancılarsınız hepiniz
Yalan arkadaşlık
Dediğiniz ne varsa
Uzak dağlar kadar
Gölgeyle güneş kadar
Bir başka kentin çocuklarıydı onlar
Başka zamanlarda yaşadılar
Başka zamanlarda dövüştüler
Olmadık zamanlarda türküler söylediler
Şiirler söylediler sabaha karşı
Dağ başlarında ateş yaktılar,
Kızıl alevler yakılırdı kenar mahallelerinde
Genç kızlar yasak rüyalar görürlerdi uykularında
Anneler saçını okşarlardı sakat çocuklarının,
Sokaklar daralırdı, yükselirdi barikatlar
Ve bu kocaman şehir küçülürdü durmadan
Biz büyürdük,
Yine aynı gün
Yine aynı yol
Ve o ölüm
Ancak kapkara bir kalemin
En kötü yazısıyla anlatılabilen
Sürgün babaların çocukları
Resimlerde büyürler
Hiçbir fotoğrafa sığmaz
Renkleri ayrılığın
Ve hiçbir şeye benzemez
Yurduna ve sevdiklerine hasret kalmanın sancısı
Ömrüm;
Genç bir kızın simsiyah saçlarından
Alnına süzülen bir su damlası,
Akıp geçiyor gözlerimden, yüreğimden...
Ayın ondördünün beyaza boyadığı
“Sen gelmezsen bahar gelmez” dedi kız sevdalısına.
“Bekleme beni belki gelemem ilkbahara” dedi oğlan.
“Umut” dedi kız.
“Hala çarpmakta olan bir kalptir umut”
“Umut” dedi oğlan
“Belki gelirim ilkbahara”
Rüzgardı o esen
Ben çekingen bir yaprak
O bir deli rüzgardı
Ben sararmıştım,
Bir sonbahardı
Bir bahar günüydü
Yasa dışı yaşanıyordu bütün aşklar
Saklı kalmış bir isyan taşıyordum beynimin kıyısında
Hüznün adı konmamıştı daha
Örgütlenmemişti hiçbir kelime
Gitmemişti otobüs




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle