Okuyacak kimse olmasaydı
Bu dünyada
Yine de yazardım bu şiiri
Çünkü kendi yüreğimle yarışmaktır benim işim,
Hiçbiriniz görmese de
Yiğit kişilerdi benim bildiklerim
En azgın dalgaların bile
Kumsala bıraktıkları izlerini silemediği.
Sahte kahramanlar değildiler
Ve kendi kavgalarının en büyük düşmanı olmadılar hiç.
Yaşıyorum dediğim gün
Hala şiir yazabiliyorum dediğim gündür
Ve sadece yaşamak için yorulmalıdır insan
Yaşamaktan asla...
Gün gelecek
Akla düşüp
Kağıda düşemeyen söze yazık
Acıyla harmanlanıp
Dile dökülmeden biten sevdaya…
Yazık,
yalnızlığına üzülme çocuk
kim gökkuşağını doldurup heybesine
bir kül denizini ormana çevirebiliyor senin gibi…
bir tek yüreği sığdırmayı bile beceremezken kimse yüreğine
kim sevebiliyor bütün insanları
senden nefret edenlere inat
O kadar çok şey yazdım ki son zamanlarda: Nice aşklar, kavgalar, umut ve umutsuzluklar. Ve o kadar çok kahraman yarattım ki o kan kırmızısı hikayelerde. Belki hiçbiri yaşamamışlardı, belki de çok daha gerçektiler yazdıklarımdan. Yüzlerinde yılların bıraktığı çizgiler, dudaklarının kenarında kuruyan kan lekesi ve kopan bir yaprak kadar gerçektiler.
Görülen tüm yüzlerin, duyulan bütün seslerin, okunan ve bilinen her şeyin zihnimde yarattığı fırtınadan olma kahramanlar.
Kimi zaman yarını kurtarmaya yeminli bir çocuk, kimi zaman çeşme başında çocuklayan bir köylü kadın, ve kimi zaman çıkmaz sokakta alnından kan sızan bir adam. Hepsinin ortak bir yanı vardı yaratılmış kahramanlarımın; Hepsi hissetmekteydi yaşamanın tadını bütün hücrelerinde ve hepsinin gönlüne düşmüştü bir kere aşk denen yangının alevi. Uğruna feda edebilecekleri birileri vardı hepsinin gönlünde. Bir nehir gibi isyankardılar ve bir anne ceylan kadar merhametli.
En kalabalık yalnızlığımda kendimi bulduğum
Ey ceylan bakışlarından
Gamzelerinin çukuruna dolan
Gözyaşıyla boğulduğum yar,
Saklandığı bütün kapı eşiklerinden kovulan.
Bu öykü bir kelebeğin ömrünü inkarıdır;
Yaşanması gereken her şey yaşanmış olsa bile
Mutlaka eksik bir şeyler kalır
Gözü açık kalır dostların son akşamında
Gözyaşları içinde bir kurtuluş kalır
Hiçbir kente ait değildir hiçbir acı
Her şehirde ayrı kanasan da
Kendi yarandır senin
Hatırladıkça daha da sancıyan.
Hiçbir şehir merhem olmaz hiçbir yaraya
Oluk oluk kanamakta senindir
Zaman dediğimiz zembereği kırılmış eski bir duvar saati
Şimdi nerelere saklar takvimler yarım kalan gülüşlerimizi
Haylaz çocuklarının ellerinde kırılan tarih
Bütün sürgün çehrelere bırakmıştır kırılganlığını
Yani saatler asla dönmeyecektir tersine
Ve olmuş olan hiçbir şey çevrilmeyecektir geriye artık




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle