Kar gibi yağmak düzenbazın işi
Kapatacak yaptıkları pislikleri
Kendini bembeyaz gösterecek
Kararsa da başkalarının içi,
Her an kendine övgüler düzecek
Psikeard’ın 50 sayısındaki (Erkeklik) konusu ile, bu gün Faysal Yiğit’in paylaştığı, Şikago da yaşayan ünlü Türk genetikçi HANDE ÖZDİNLER'in annesinin vefatından sonra yazdığı makaleden sonra, karışan kafamda oluşan sorulara cevap bulmak istiyorum. Umarım katılan olur.
Koyu siyah yazılar Psikeard’tan, italikler HANDE ÖZDİNLERDEN alınmıştır.
‘’Eğer bir şeyi çok basitçe açıklayamıyorsan o şeyi yeterince anlayamıyorsun demektir.’’ Albert Einstein
Biz de erkeği en yalın bir şekilde ifade edecek olursak ‘’Hücre çekirdeklerinde XY kromozomlarını taşıyan bireylere erkek, XX kromozomlarını tanıyanlara dişi denir.
‘’Dil insanın derisi’’ymiş
Açık konuşuyor ‘karizmatik’
Şeffaflık, çıplaklık iyiymiş
Soyundu üstünü, izledik…
Namertler, ahlaksızlar, edepsizler,
Emekliler! Gençliklerinde borç olarak verdiklerini yaşlanınca alamayanlar…
‘’Sermaye nasıl büyüdü? Her işçinin çalışmasından bir kısmı kendi yaşam ihtiyaçları için ayrıldı, bir kısmı yıpranan makinaların yenilenmesi için ayrıldı, bir kısmı da yeni makineler için yeni yatırımlara ayrılır.’’
Yeni makineler için ayrılan emek, yeni makineler, kendinden sonraki yeni makineleri üreterek, yani, o makinelerdeki mevcut emilmiş ve donmuş emek sürekli büyüyerek, bugünkü dünyamızda gördüğümüz devasa yapılanma haline gelmiştir.
(Piseard sayı: 58 EMPATİ – Semiramis Yağcıoğlu’nun, Ötekini ben yapmak yazısından…)
Beynimizde ayna nöronlar diyebileceğimiz nöronlardan oluşan bir merkezde, başkası her acı duyduğunda bizde de aynı acıyı duyuyormuşçasına harekete geçen bir bölge olduğunu artık biliyoruz. İşte bu nöronlar sayesinde başkasının reddedilme acısını, sevincini, öfkesini bizde duyuyormuşuz gibi duyumsuyoruz. Aslında yeni doğmuş bebeklerin bulunduğu bir hastane koğuşunda bir bebek ağladığında diğer bebeklerin de düğmeye basılmış gibi ağlamaya başlaması bize empatinin yeni doğmuş bebeklerde de görülebileceğini gösteriyor.
‘’Aynı duygusal paylaşımın, maymunlarda, fillerde, köpeklerde, yunuslarda da olduğunu sanılıyor’’ diye devam eden yazıda, şu soru soruluyor:
Kendinden başkasıyla duygu birlikteliği kurma özelliği nasıl oluyor da insanların çoğunda gelişme özelliği göstermiyor?
İlk durakta belediye otobüsüne binen dört genç hemen engellilere ayrılan koltuklara yerleştiler. Arkadan binen koltuk değnekli yaşlı adam ayakta kaldı. Ne engelli adam ‘’Bu koltuklar bize ayrılmış’’ deyip yer istedi ne de o koltuklarda oturanlar kalkıp yer verdiler… 50 dakikalık yolu engelli vatandaşımız ayakta geldi. Yani tek ayak üstünde…
Çözüm:
Hani belediyelerin, sevgi yollarına araç girmesin diye, aşağı yukarı inip kalkan çubuklar var ya, işte onlardan engelli koltuklarına da konmalı… Engellilere de birer uzaktan kumandalı anahtar verilmeli. Engelli olmayanların kıçına batacak şekilde düzenlenmiş, yani kalem ucu gibi sivriltilmiş o çubuklar, engelliler tarafından koltuğun altına indirip oturabilmeli…
Bu ülkenin eğitimli eğitimsiz bir çok vatandaşı (%60-70) polisiye tedbir olmadan kurallara uymaz…
Egzozu kapatın bir bakalım
Motor çalışr mı?
-arada benzerlik var canlarım-
Egzozun rolünü anlayınca
Götler de uyanır
Müdür olurlar bürolarda
Toklar vücutlarını kaldıramayacak kadar toklar
O ağırlıklarıyla ayakları üstünde dik duramazlar
Açlar sinek kadar hafif üflesen uçacaklar
Siz bencillik yapmayın açlar
Siz kalkın oturduğunuz yerlerden
Ayakta kalmasın toklar
Ey güneş, ey gök kubbe
Tanrı’ya kafa mı tutuyorsunuz?
Uymuyorsunuz Tanrı emrine
İştahlı mısınız pezevenkliğe?
Hoşgörüyle bakıyorsunuz,
Yan yana kızla erkeğe…
Kızılderililerin ilkesi
İnsanla ağaç arasında
Fark görmezler...
Severler ağacı insan gibi…
Beyazların ilkesi




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.