Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

Yurdumun yarısı
Diğer yarısına düşman
Literatür de değişti
Güçlü zayıfı öldürünce kahraman

Halk iradesi sıfırlandı

Devamını Oku
Mehmet Halil

sarılmışlar sarmaşık gibi ezberlerine
ezberleri olmasa düşüp serilecekler yere
ders verirler ezberleriyle,
ezberlerinin kaynağına bile…

sarmaşık yosunla,

Devamını Oku
Mehmet Halil



ABD’nin ve Rusya’nın son söz düellosundan sonra, sanki emperyalist ülkelerin gölgesiymiş gibi, bizim fesbook kalemşörlerimiz de savaşa başladı. Ne garip ki, en çok da sosyalizm bitti diyenler de –ne alakası varsa- dünyayı kana bulayan emperyalist ülkelerle değil de sosyalizmle savaşmaya devam ediyorlar. Son yüz yıldır çıkan savaşlara göz attığımızda, sosyalist sistem yıkılmadan önce dünyada bir denge vardı ve savaşlar bu kadar sık ve acımasız olamıyordu. O döneme daha çok -soğuk savaş dönemi – denilebilir.
Emperyalist ülkeler bu kadar acımasız ve saldırgan… Bu saldırganlık sonucu da dünyanın en zengin %20 ile en fakir %20 arasındaki uçurum belki 200 katına ulaşmışken, sosyalist ülkelerde En zengin %20 ile en fakir %20 arasındaki fark %7-8 civarında dolaşıyordu. Bu sosyalist ülkelerin istatistiklerine göre değil de OECD ülkelerinin bilgilerine dayanıyordu. İstatistikler adaletsizliği bu kadar açıkça gözler önüne serince artık bu tür sosyal istatistikler yayınlanmaz oldu.
Ama bu gün bilinen bir şey varsa, dünyanın %65’ini kontrol eden dünyanın 50 şirketi… Artık o hale geldi ki bu farkı görmek için istatistiklere bile gerek yok. Birileri başkalarının ülkesine girerken barış ve adaletten söz edebilir. Büyük çoğunluk da buna inanıyor, inanmayan bir kesim de çıkarları için inanmış gibi görünebiliyor.
Zayıfların güçlüler karşısında yapabileceği tek şey var. Bu çatışmalar arasında kendi çıkarlarını koruyabilmek için bu ülkeler arasında ince bir politika ile kendi varlığını korumaya çalışmak ve mümkünse bu çatışmalardan karlı çıkabilmek.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Diller dolanıp durur ama
Yalan söylemiyor hayat okulu
Öyle alışmış ki çocuklar eşit paylaşıma,
Bazı çocuklar filo sahibi oldu,
Filolarla eşitlik taşımak için bazı çocuklara…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Bir baba beş yaşındaki kızını hayvanat bahçesine götürmüş… O güzelim bahçede hiç fili görmemek olur mu? Tabi en büyükleri olarak en çok o dikkatini çekmiş küçük kızın… Bakıyor ki o koskoca filin ayağında incecik bir ip, fil dolaşırken o incecik ip gerilince fil geri dönüyor… Kız buna şaşırıyor… Babasına hayretle soruyor. ‘’Baba, o koca fil bu ipi koparamaz mı? ’’ Baba cevap veriyor. Kızım o yavru iken ayaklarında kalın ip vardı. Onu koparmak için çok uğraştı. Yıllarca koparamadı. Umudu kırıldı. Artık onu koparamayacağına öyle inanmış ki, kendini hiç zorlamıyor. Biraz zorlasa koparır.
Biz insanların çoğu işte o fil gibiyiz…
Vakti zamanında tek başımıza yapamayacağımız işler için, imece usulünü bulmuşuz. Zamanla o da yetmemiş demişler ki ‘’ daha büyük bir organizasyon yapalım… Yaşadığımız bölgeyi öyle koruyalım, yolları, köprüleri, vs… öyle yapalım… Güzel düşünce, bu örgütlenmenin adını ‘devlet’ koymuşlar. Devlet işi sıkı tutmuş, üyeleri de büyük ve zor işlerini üzerlerinden aldığı için, devlete karşı görevlerini yerine getirmişler. Görevini yerine getirmeyene karşı hep birlikte cezayı uygulamışlar. Çünkü birinin görevini yapmaması, diğerinin yükünü artırıyordu.
Böylece devlet günden güne, yıldan yıla güçlenmiş, yapılan işlerle devlete olan güven artmış… Devlet güçlü olunca devletin başındakiler de güçleniyor. Onlar da insanların gözünde büyüyor. Devletin imkanları ellerine geçince, onlar da zamanla devletin sahibiymiş gibi davranmaya başlıyorlar… Haklı olarak kullanılan cezalandırma sistemleri artık, baştakilerin keyfine göre kullanılmaya başlıyor… Böylece zamanla, halka hizmet için kurulan bu örgüt ‘devlet’ halkı hizmetkarları, köleleri olarak kullanmaya başlıyor… O güçlü devlete karşı tek tek insanlar ne yapabilir?
İlk başta gerçek para ile dönen devlet çarkı, sağlam temeller üstündeydi…
Bu gün ise yüzde on, gerçek para varsa yüzde doksanı kağıt ve dijital… Yani yüzde doksanı hayali bir sermaye… Yani bu sistem pamuk ipliğine bağlı bir sistem… Ama o ipliği zorlayacak birlik ve güç yok! Bütün üreticiliğini, bütün yapıcılığı kaybetmiş bir sitem… Balon gibi şişirilmiş… Balon gibi de patlatabiliriz…

Devamını Oku
Mehmet Halil




Bir hamal bulmuşlar tanrı deyi
Kaderi vurmuşlar sırtına dağıt deyi
Kader denilen o kazığa bağlamışlar bizi

Devamını Oku
Mehmet Halil

Siyaset ‘öcü’ ise ona bulananlar da ‘öcü’ değil midir? Suç çamurun kaynağında mı yoksa sıçrayan çamurda mı?
Okul Müdürü, "Çocuğunuzla konuşun, uyarın. Okulda siyasi konulara girmesin" diyerek uyarıda bulundu.
Okul ilkokul, siyasi konulara giren ise ilkokulun ikinci sınıfındaki bir öğrenci, yani en fazla 8-9 yaşında…
Siz siyasetten ne kadar kaçarsanız kaçın siyaset sizin peşinizi bırakmaz. İlkokuldaki yani 8-9 yaşlarındaki çocukların hafızası taze ve boştur. Ne aktarırsan onunla doldurulacaktır. Her gün TOMA ile su sıkarsan, JOP’larsan, YALAN söylersen, artık çocuklar bile bunu içselleştirir…
Kuran kursları, camiler işte bu genç yaşlarda bu çocukların hafızalarını doldurmak içindir. Dolu kaba ne koyarsan koy onun üstünden taşıp akacak kap da ilk doldurulan kalacaktır… Sistem de ilanihaye o ezberci beyinleri hizmetinde kullanacaktır.
Ama her zaman durum onların istediği gibi olmuyor, çocuklara göre büyükbaşların güçlülerin, açıkları, yalanları, adaletsizlikleri, su üstüne çıkan yağ gibi, hafızalara işleniyor, çocuklarda şok etkisi yaratıyor. Çocuklar korkuyu, tehlikeyi bilmez. Henüz dönen dolaplardan habersizdirler. Onun için dobra dobra konuşurlar. Yani gerçekleri haykırırlar. Onun için mahkemelerin en güvenilir tanıkları çocuklardır. Bunları bilmeyen yoktur. Ama gene de çocukların söyledikleri siyasi maffeller tarafından affedilmez, onların çocuklukları unutulur ve en büyük cezalara çarptırılabilirler.

Devamını Oku
Mehmet Halil



Derin devleti var beynimizin de
İktidar bizde görünse bile,
Büyük ölçüde yular onun elinde
Biz kaportayız dış cephede.

Devamını Oku
Mehmet Halil


Scipio ‘’Ben hiçbir şey yapmadığım anlarda, hiç olmadığım kadar aktif oldum’’ demiş. Okuduğum kitapta daha önce buna anlam verememişim… Cümlenin altını çizmişim. Bu günlerde tekrar baktığımda o sözü iyi anlıyorum. Özellikle referandumdan sonra, bu kitabın tekrar elime geçmesi benim için iyi oldu. Referandumda hiçbir şey yapmayanların eylemi, bu ülkede bir diktatöre bütün yetkileri vermiş oldu. Suya sabuna dokunmuyor dediklerimizin bu gücü şimdi anlaşılıyor. Boşuna değil ki, egemen güçlerin kendilerinden başkasına siyaseti yasaklaması, boşuna değil ki ideolojiyi ‘’tu kaka’’ diye lanetlemeleri. Seçmenlerin büyük bir kesimini oluşturan bu kesimin, devre dışı kalması, yani güçlünün baskı ve terörüne seyirci kalması egemenlerin çarkına daha fazla enerji kattı.
Yoksa onlar hak ettiklerinden kazanmadılar. Bizzat yoksullar. Aç kalmamak için polis olan, asker olan iş bulamayan, asgari ücretle çalışmak zorunda kalanlar, ellerindeki imkanları kaybetmemek için, yani kendi kişisel çıkarları için toplumun kalbine hançer saplanırken seyirci kaldılar. Onlar da yoksul kesimin bir parçası olarak, saplanan hançerin kendi canlarını yaktığı zaman gerçeği öğreneceklerdir.
Vasat yasayan, kendini aşamayan insanların zararını bütün bir toplum çekmektedir.

Devamını Oku
Mehmet Halil




Dışardan bakınca diğer meslekler daha kolay geliyor.
İşi olan işini beceremeyince, yeni başka iş kuruyor...
Neden hep başkasının malında ve işinde gözümüz?

Devamını Oku