Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

Bunun cevabını bizden önce bize örgütü ÖCÜ gibi tanıtanlar, icraatlarıyla veriyorlar… Karşımıza çıkarılan polisler örgütlü değil mi? İktidara gelen partiler örgüt değil mi? Halkın yaşam alanlarını paylaşarak ve rant elde etmek için anlaşanlar örgüt değil mi? ‘’Biraz da biz gülelim! ’’ deyip, ekonomik ve demokratik haklarımızı ellerimizden zorla alan darbeciler örgütlü değil miydi?
Köy-Kop, İlk-San, SSK gibi, ücretlerimizden kesilerek damla damla biriktirerek büyüttüğümüz kurumları ellerimizden alan çeteler örgütlü değil miydi?
Taksim Gezi Parkı direnişçilerine elinde palalarla saldıranlar örgütlü değil miydi? Değilse; Polis direnişçilere saldırırken neden onları kolluyordu?
Onlar domuz topu gibi örgütlensin, biz birer birer kendi kaderimizle baş başa kalalım ki, istedikleri gibi rahatça kanımızı emebilsinler… Buna razı mıyız?
Kendileri örgütlenirken bizim örgütlenmemizden korkmaları işte bu yüzden…
Örgütsüz, ne onların yaptıklarını izleyebiliriz, ne açıklayabiliriz, ne de geleceğimizi tehlikeye atanlara karşı mücadele edebiliriz…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Bir cinayet karşısında şaşırıp kalan ve olayı çözmeyi denemek için bile çok tembel olup ‘’doğaüstü’’ diyerek dosyayı kapatan bir dedektif hakkında ne düşünürsünüz?
Bilim tam tersi bir yaklaşım sergiler. Bilimin gücü henüz her şeyi açıklamaya yetmez ama başarılı olmasını sağlayan şey de bu yetersizliktir. Bilim bunu sorular sormaya, olası modeller yaratmaya ve test etmeye, böylelikle doğruya giden yolu santim santim açmaya devam etmek için bir itici güç olarak kullanır.
Gerçeğin Büyüsü - Richard Dawkins

Devamını Oku
Mehmet Halil



Allah rahmet eylesin! Allah rahmet eylesin!
Allah’ın varlığından şüphe eden de etmeyen de
Allah rahmet eylesin! Allah rahmet eylesin!
‘’Önce sen beğen’’ kampanyası gibi sanal alemde

Devamını Oku
Mehmet Halil



İlkokulda öğretmenimiz çocuklardan kızılcık sopası istemişti. Bir arkadaşımız ertesi günü güzel bir kızılcık sopasıyla geldi. Öğretmene verdi. Öğretmen sopayı alınca ‘’bakalım nasıl olmuş?’’ diye, önce sopayı getiren çocuğun elini açtırıp ilk deneyi yaptı.
Taraf gazetesi de Erdoğan’ı desteklemek üzere yayına başladı ama Erdoğan gücü eline geçirince, iktidara gelmeden önce verdiği vaatleri unutunca, demokrat insana yakışacak davranışı gösteren ve Erdoğan’ı eleştirmeye başlayan bu iki insanı en ağır cezalara çarptırdı. Neden?
Birincisi cezalandırdığı insanlar kendisinden kat be kat zeki… Erdoğan’ın ise bilindiği gibi zeki insanlara tahammülü yok. Düşük profilli insanları tercih ettiğini açık seçik ilan etti. Uygulamaları ile de bunu gösterdi.
Osmanlı kafası, devletin bekası için tek başlılık olmalı, tek ses çıkmalı. Altan kardeşler de, ülkemizde demokrasiyi savunan çok az sayıdaki aydınlar. Erdoğan gerçek yüzünü gösterince, ciddi olarak muhalefet yapmaya başladılar ve en etkili şekilde ilerlemesine engel olmaya başladılar. Yalakalar tayfasına alışık olan Erdoğan, beklemediği şekilde, Altan kardeşleri karşısında görünce öfkelendi. Padişahların oğullarını boğazladığı gibi… En ağır cezaya çarptırdı.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ampul var, ampulçük var… 40 Watlık olanı var 1000 Watlık olanı var… Kandil var projektör var. Projektörün ışığında kandili aramak güneşli havada yıldız aramaya benziyor. Ateş böcekleri gündüz görülmüyor. Güneş de doğudan doğuyor.
Uykuyu sevenler şafak vaktini göremiyor. Akşamdan akşama gün batımı seyretmeye çıkıyorlar… İçinde ışığı olmayanların dışarıdan gelen ışıkla gözleri kamaşıyor, aydınlıktan rahatsız oluyorlar… Onun için de ortalığın kararmasını bekliyorlar…
Alavere dalavere böyle zamanda daha verimli oluyor… Prodüktivite merkezleri böyle uygun görüyor. Alavere dalavere çok laf ister, laf uzadıkça daha kolay gizlenir gerçekler… Laf ebeleri önemlidir bu yüzden… Öyle eski kadılar mı var şimdi?
Hık deyicilere veriyorlar dolu keseyi… Ama öyle zamanlar oluyor ki laf ebeleri bile şok oluyor gerçekler karşısında. Konuşamıyorlar o zaman dilleri tutuluyor da… İşte o zaman arkalarıyla konuşuyorlar… Öyle hissediliyor pis kokular…
Projektörler altlarındaki zemini aydınlatmıyorlar da o nedenle kötülüğü aramaları hep uzaklarda oluyor. Hocalarımız geniş çaplı olduklarından, üç beş kişiyle uğraşmıyorlar. Ayaklarının bağını bağlamadan dünyanın öbür ucuna şut çekmeye hazırlanıyorlar, ama öbür ayak bağcıklara bastığından kendi etraflarında dönmek zorunda kalıyorlar… Ahhhh! şemsiye tutucu olduğu gibi bir de bağlardan sorumlu bir uşak olsaydı, görürlerdi günlerini… Hedefi on ikiden vururlardı. Eğilmeyi öğrenememiş bir milletinde oluyormuş, olumsuz tarafları… Bir gün gelecek o da düzülecek, IMF fizik tedavi için geliyor, ama, biraz ihtiyaç var zamana… eğilmenin de bin bir çeşidi var… Yine de ders derstir insanoğlu elektriği, kömürü, odunu bulamayınca tezekle yetinir…
Merkezkaç kuvvetiyle çalışan her ne olursa olsun, sorununu, kendi istediği gibi çözemez…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Yedi düvele kök söktürmüş imparatorluğun torunları olarak
Çıkıyoruz dünya meydanlarına ŞAMpiyonluk için çırılçıplak
Bütün dünyanın beyin takımına, avans vererek güvenle
Çıktık kaçık nalınla meydan okuyarak göt takımıyla…
Sustu bütün dünya, yılan görmüş kurbağa gibi…
Beyin kaybetti tarih yazılıyor iman ve imamla.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Bir ramazanın ilk günleri, çalıştığım işyerinde (40 civarında büro elemanının çalıştığı bir işyeri) çaycıdan çay istedim. ‘’Abi herkes oruçlu, çay içen yok, iki-üç kişi var diye çay demlemedim’’ dedi. Ama tuvalette tütün kokusu var. Ayrıca, bazı arkadaşların, avuçlarında gizli gizli içtiği sigara da görmüştüm. İki üç gün işyeri dışında, her birini ayrı ayrı yakalayıp, ‘’ yahu gel işyerine gitmeden bir çay içelim, işyerinde oruç tutanlara karşı ayıp oluyor’’ dedim. Hiç itiraz eden olmadı.
Daha sonra, işyerinde çaycıya ‘’Ahmet efendi bu gün çaylar benden olacak çayı kaynat’2 dedim. Ahmet efendi gene, ‘’abi içen olmaz çay ziyan olur.’’ Deyince, ‘’içen olmasa bile 20 çay parası benden’’ dedim ve parayı peşin verdim. Çaylar demlendi geldi. Önüne çay gelen sağa sola baktı. Sonra bana baktılar. ‘’Oruçluyum!’’ dese ben biliyorum oruçlu olmadığını… İki üç kişi çayı alınca hepsi de çayları alıp içti…
Herkes hem kendini hem çevresini kandırıyordu. Kendini kandırmak başlı başına bir sorun…
***
Aynı iş yerinde ramazan ayında ‘’oruç tutuyoruz!’’ diye birbirini kandıran kişiler ne ise, bu gün de çevrelerinden çekinerek AKP’ye karşı olduğunu söylemekten korkanlar da aynısıdır. Hem kendini kandırıyorlar hem de çevresindekileri… Ama hepsi de cesaretle ‘’Ben bu saçmalıklara artık dayanamayacağım!’’ demiş olsa, istenmeyen adamdan kurtulmuş olacaklar. Yüzlerce insanın bir kişiden korkarak, o sandalyelerde milletin ahını almaktalar, işlenen suçlara ortak olmaktalar. Ama bir bir reisten memnun olmadığını söyleyenler bir gün hepsi birden bunu söyleyebilecek onur ve cesarete sahip olmaları halinde, tarihe bir kara leke olarak geçmekten kurtulmuş olurlar. Bu da hem kendileri hem de millet için hayırlı olur.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Eşekliğe paydos deyip, at olacağız
At olup zalimi üstümüzden atacaz
Yelki atı olup, özgürlüğe koşacağız
Haydi 16 Nisan’da sandık başına
HAYIR! Diyelim referandumda
İzin vermeyelim kanlı savaşa…

Devamını Oku
Mehmet Halil



Avcı dedi ki ‘’TEOG’dan iyisi olmaz’’
Avlandık… Yenisi,
‘’TEOG’dan iyi olacak’’ dedi, Yılmaz
‘İnandık’

Devamını Oku
Mehmet Halil

Atmış sekiz ruhuyla Türkiye solu,
Çıktı ‘’Bağımsız Türkiye’’ için yola
Birbirinden bağımsızdı her grubu
Bağımsızlık içselleşmişti ruhunda

Öğütecek tanelere ulaşamayınca

Devamını Oku