İktidardakiler (2x2 = 3 – 5) olduğunu iddia ederler. Bunu kanıtlamak için de ciltlerle kitap yazabilirler. Bütün üniversiteleri seferber edebilirler. Çünkü onlara göre her şey paradır ve paranın satın alamayacağı bir şey yoktur.
Özgürlük isteyenler ise (2x2 = 4) diyorlar… Uzun lafa gerek görmüyorlar. Deney sonucu bunlar.
Deneye dayanan bilgi üstün gelince, onun karşısına şiddet çıkar. Onun için iktidarların sopası kalındır. İktidarda olup da diktatörlüğe başvurmayan yoktur. Egemenlik güce, korkutmaya, yıldırmaya dayanır, bu nedenle arkalarında zayıf insanlar isterler. Zayıf insanları sadaka ile yedeklerine alırlar. İnatla karşı çıkan ve mücadele edenler ise, ‘’İbret olsun’’ diye, kurşunlanır, asılır, yargısız infazlarla yok edilir, kaybedilir, zindanlara atılır…
(2 x 2 = 4) inkar edilir. Ağlamak yasaklanır. Ağlayan analar tutuklanır. Mezar ziyaretleri engellenir.
Osurmak, hıçkırmak izne tabidir. Öldürülenlerin başlarıyla top oynamak eğlence haline gelir…
İşte günümüzde (2x2 = 4) gibi görülen haksızlıklar, hırsızlıklar, cinayetler olduğu halde, niceliğinden ve niceliğe dayanan bu gücünden pek bir şey kaybetmiyorlar…
Çağımızda, ‘’protez’’ insanlar üretir medeniyet
Yerine göre çıkarılıp, yerine göre takılan
Kiralanıp, resmi festivallerde tanınan ve tanıtılan…
Kuruyunca yakılan,
Ve yanında yaşı da yakan…
Evrime direnirken, insanlığı içselleştirememişiz
Havayı solur gibi soluyoruz
Her kelimeyi
Düşünmeden, araştırmadan
Soluyoruz
Daha önce kimin ciğerindeydi?
En küçük para bile değerliymiş, olmayana.
Bir kılavuz sözmüş bu, muktedir olanlara.
Ve emekten çok değer verilmiş sadakaya…
Muktedir büyük olunca, rant büyük olur mu?
Başlar ayak, kıçlar baş oldu da,
Klozet altın olunca, göt, boktan kurtuldu mu?
Yazdığım kısa ve öz yazıya aldığım cevaplar maalesef çok üzücü… Özellikle de şairlik iddiasında bulunan insanlardan bunu beklemezdim… Nedenlerini kısaca açıklamak istiyorum.
Bir siyasi parti nedir? Yazıyı uzatmamak için dünya ile ilgili sorumluluklarını geçip yalnız ülke ile ilgili sorumluluklarından söz edelim.
Bir siyasi parti her ne kadar seçimlerde belli bir kesimin oyunu alsa da, meclise girince bütün bir halkın temsilcisi durumundadır. Ayırım yapmadan her kesimden insanın dertlerine kulak vermek sorumlulukları arsındadır. İster iktidar olsun, ister muhalefet olsun bu böyledir. Bunu unutmamak gerekir.
Ana muhalefet partisi iktidarı denetleme görevini üslenmiş bir partidir. İktidardan sonra en büyük sorumluluk da ana muhalefet partisindedir.
Bütün bu görevler, yasama yürütme ve yargı organları ile kontrol altına alınır. Meclisin görevi bunları organize etmektir.
Denilecek ki: Çoğunluk iktidar partisinin elinde, mecliste istediğini yapabiliyor. Doğrudur. Peki öyle olunca muhalefet partisi eli ayağı bağlı seyrecek mi?
‘’Ezen ve ezilen kavga ederken biri seyrediyorsa, ezenden yanadır.’’
Bu sözü çok duymuşsunuzdur…
Denizler asılırken CHP mecliste idama oy vermeseydi, karar çıkmayacaktı.
Yani üç fidan asılmayacaktı…
CHP Dersim katliamını hala bir özür olarak kabul etmiyor…
Kendilerini koolisyon ortaklığına bile layık görmeyenlerle el ele…
Maden deyince
Göçük deyince
Hep Uzun Memed aklıma geldi
Uzun memed’in uzunluğu da lekelendi
Adam ne kadar aşağılık kompleksine sahipmiş ki
Dünyayı üstüne geçirse
Ne demokratlar gördük
Kahramanmaraş’ın katilleriyle kol kola
Ne demokratlar gördük
Kemal Türkler’i katledenlerle kol kola
Ne demokratlar gördük
Madımak’ta sanatçıları yakanlarla kol kola
Nötronların aynasını çatlatmış
Göremiyor ötekinin hakkını
Çıkarına balıklama atlamış
Pazarlamış milyonların kanını
Kompleksinin kurbanı olup çıkmış
darbe işlemiş mem-lerimize
bende bağlıyım geleneğime
Kafamız kazan, şiir kepçe
kemikleşen ezberlere
darbe indiriyorum ben de...




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.