Eşekliğe paydos deyip, at olacağız
At olup zalimi üstümüzden atacaz
Yelki atı olup, özgürlüğe koşacağız
Haydi 16 Nisan’da sandık başına
HAYIR! Diyelim referandumda
İzin vermeyelim kanlı savaşa…
Her şeyin ters olduğu çağda, ben kendimi buluyorum aynada…
İnsanın aklı, okumada, araştırmada değil de, cinsellikte ise, bu meraktandır. Merak gizlilikten kaynaklanır. Bilinen merak edilir mi? Bir insan dünyasını gizliyorsa o hayat merak edilir. Açıkta olan şeyi, kim merak eder?
İnsanın en zayıf tarafları yaşamak için beslenmesi, yani midesi ve yaşamın amacı olan haz duyguları…
Uyanık insanlar, yani insanı verimli topraklar gibi çıkarlarına alet etmek isteyenler, bu iki zayıf halkayı iyi yakalamışlar… İkisini de ellerinde sıkı sıkı tutuyorlar. Biri artı değer sömürüsü, diğeri haz duygularının en güçlü aracı cinsellik…
Bu iki hassas noktanın da zayıf noktaları var. Biri, midesel açlık, diğeri, cinsel açlık... Aç kalan yaşayabilmek içi saldırır. Yaşamın amacı olan haz duyguları için de insan o hazzı tatmak için elinden geleni yapacaktır.
Bu zayıf noktaları kullanmak için yüzyıllardır egemen güçler deneyim sahibi olmuşlar… İnsanı önce kuyuya atıp sonra çıkararak sevgisini kazanır gibi… Yani Nasrettin Hocanın Köylüye eşeğini kaybettirip buldurması gibi…
Piramitler girmiş rüyasına
Zenginler devletin sırtında
Devlet yoksulların sırtında
İlerliyor doğudan batıya
Deve üstünde Azgın Ağa
Hakim olacak Orta Doğu’ya
Darbenin gölgesinde yeşillenenler
Şimdi şikayet ediyor darbelerden
Büyük piyangodan başı dönenler
Okumaya başladı Mısır’ı tersinden.
Seçimle gelen seçimle gidecekmiş
Atmış sekiz ruhuyla Türkiye solu,
Çıktı ‘’Bağımsız Türkiye’’ için yola
Birbirinden bağımsızdı her grubu
Bağımsızlık içselleşmişti ruhunda
Öğütecek tanelere ulaşamayınca
Ampul var, ampulçük var… 40 Watlık olanı var 1000 Watlık olanı var… Kandil var projektör var. Projektörün ışığında kandili aramak güneşli havada yıldız aramaya benziyor. Ateş böcekleri gündüz görülmüyor. Güneş de doğudan doğuyor.
Uykuyu sevenler şafak vaktini göremiyor. Akşamdan akşama gün batımı seyretmeye çıkıyorlar… İçinde ışığı olmayanların dışarıdan gelen ışıkla gözleri kamaşıyor, aydınlıktan rahatsız oluyorlar… Onun için de ortalığın kararmasını bekliyorlar…
Alavere dalavere böyle zamanda daha verimli oluyor… Prodüktivite merkezleri böyle uygun görüyor. Alavere dalavere çok laf ister, laf uzadıkça daha kolay gizlenir gerçekler… Laf ebeleri önemlidir bu yüzden… Öyle eski kadılar mı var şimdi?
Hık deyicilere veriyorlar dolu keseyi… Ama öyle zamanlar oluyor ki laf ebeleri bile şok oluyor gerçekler karşısında. Konuşamıyorlar o zaman dilleri tutuluyor da… İşte o zaman arkalarıyla konuşuyorlar… Öyle hissediliyor pis kokular…
Projektörler altlarındaki zemini aydınlatmıyorlar da o nedenle kötülüğü aramaları hep uzaklarda oluyor. Hocalarımız geniş çaplı olduklarından, üç beş kişiyle uğraşmıyorlar. Ayaklarının bağını bağlamadan dünyanın öbür ucuna şut çekmeye hazırlanıyorlar, ama öbür ayak bağcıklara bastığından kendi etraflarında dönmek zorunda kalıyorlar… Ahhhh! şemsiye tutucu olduğu gibi bir de bağlardan sorumlu bir uşak olsaydı, görürlerdi günlerini… Hedefi on ikiden vururlardı. Eğilmeyi öğrenememiş bir milletinde oluyormuş, olumsuz tarafları… Bir gün gelecek o da düzülecek, IMF fizik tedavi için geliyor, ama, biraz ihtiyaç var zamana… eğilmenin de bin bir çeşidi var… Yine de ders derstir insanoğlu elektriği, kömürü, odunu bulamayınca tezekle yetinir…
Merkezkaç kuvvetiyle çalışan her ne olursa olsun, sorununu, kendi istediği gibi çözemez…
Yedi düvele kök söktürmüş imparatorluğun torunları olarak
Çıkıyoruz dünya meydanlarına ŞAMpiyonluk için çırılçıplak
Bütün dünyanın beyin takımına, avans vererek güvenle
Çıktık kaçık nalınla meydan okuyarak göt takımıyla…
Sustu bütün dünya, yılan görmüş kurbağa gibi…
Beyin kaybetti tarih yazılıyor iman ve imamla.
Baraj için yatırım yapanlar, ey kışkırtıcılar
Doğa ile toplum arasında ne gibi fark var?
Suyun dar kanallarda hızlanıp sertleşmesi
O hızla uzak mesafelere sıçrayıp gitmesi
İşte bu sıkışmalar gençliğin ateşlenmesi…
Özgürlük buhar gibidir, fazla sıkıştırılamaz
‘’Neden bin odalı saray? ’’ diyorlar
Ustalıkta sınır olur mu?
Öyle yetişecek ki elemanlar
Bin odada bin tilki dolaşacak
Kuyrukları değmeyecek birbirine
Saray, sınav mekanı olacak…
Bir cinayet karşısında şaşırıp kalan ve olayı çözmeyi denemek için bile çok tembel olup ‘’doğaüstü’’ diyerek dosyayı kapatan bir dedektif hakkında ne düşünürsünüz?
Bilim tam tersi bir yaklaşım sergiler. Bilimin gücü henüz her şeyi açıklamaya yetmez ama başarılı olmasını sağlayan şey de bu yetersizliktir. Bilim bunu sorular sormaya, olası modeller yaratmaya ve test etmeye, böylelikle doğruya giden yolu santim santim açmaya devam etmek için bir itici güç olarak kullanır.
Gerçeğin Büyüsü - Richard Dawkins




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.