Demokrasi arıyoruz elimizde mumla
Ama bulamıyoruz ampul aydınlığında
‘’Hain’’ diyorlar ‘’HAYIR’’ kullanacaklara
Öyleyse neden seçim yapıyorsunuz?
İçleri görülemedi cilalı maskelerinden
Dünya bir kara delikten fırladıysa
Bu gün karaltılan dünyamız karşısında
Gerek yok moralimizi bozup geri adım atmaya
O karanlıkta bir delik açmaya çalışacağız
Ve o delikten yeni dünyayı yaratacağız…
Aşığız ulaşamadığımız bilinmezlere
Tespih çekiyoruz kelimelerle
Hayran kalıyoruz biçime
Duygulara doyum sağlanıyor
Kan emicilerin elma şekeri
Buluşuyor dinlerin liderleri
Ön planda barışı pazarlarlar
Cam gibi parlar arka planda
Savaşın ateşli köpek gözleri
Filin sırtındaki sinek
Kendini büyük görüce
Konuşur böbürlenerek.
Düşünemez ne olduğunu
Herkesin kafasındaki çözüm de farklıymış… Biz ne bekliyorduk onlar ne yaptı.
Biz Kürt ve Türk arasındaki sınırlar kalksın istiyorduk, eşit şartlar bekliyorduk…
Onlar: Namussuzluğunda kabul edilemeyecek bir sınırı vardı… O sınırı kaldırdı.
Görüldü ki niyetler çok farlı… Ağızlarından, yalan ve iftirayı kulaklarımızla duyduk.
Nalları kalbimize inen eşeklerin sırtına binme zamanı gelecektir…
Büyü: genellikle üç farklı şekilde kullanılır ve önce benim de bunları birbirinden ayırmam gerekiyor. İlkine ‘’Doğaüstü büyü’’ diyeceğim, ikincisine ‘’sahne büyüsü (sihir) ’’, üçüncüsüne de (ki benim bu başlıkta kullanmak istediğim favori anlam) ‘’şiirsel büyü’’ diyeceğim.
Fosillerden bildiğimiz kadarıyla yaşam 3,5 milyar yıl önce başladı, yani evrimin gerçekleşmesi için yeterince zaman bulunuyordu.
İşte Darwin’in büyük fikri de budur ve adı da Doğal Seçilim Yoluyla Evrim’dir. Bu, insan zihninin bulduğu en önemli fikirlerden biridir. Dünya üzerindeki yaşamla ilgili bildiğimiz her şeyi açıklar.
Karmaşık şeylerin var olmasını mümkün kılan da evrimin böyle çok aşamalı oluşudur.
Bir kurbağanın büyüyle bir prense dönüşümü aşamalı değil, anidir ve bu olayı gerçeklik dünyasının dışına iten de bu aniliktir.
Ama yolcu uçakları, bilgisayar ve kilden yapılmış ok uçları gibi, at arabaları da, aslen kendileri evrilmiş olan insanların yapımıdır.
‘’Sabiha Ermeni’dir’’ demeyeceksin!
Yoksa hayatınla ödersin…
Ödedi…
‘’PKK terör örgütü değildir’’ demeyeceksin
Yoksa hayatınla ödersin!
Ödedi…
Bir zamanlar, Kardak sorununda
‘’Yetmiş milyon olalım da biz gösteririz onlara’’
Demişti, bir ’büyük’ adam
‘’16 Nisan’dan sonra gösteririz onlara’’ diyor
Büyük denizler, damla damla suların birikiminden, büyük dertler, önemsenmeyen şeylerin ihmalinden…
Günümüz üretim şekli olan kapitalizm de ise, sermaye, her işçinin günlük çalışmalarından çalınan 2-3 saatlik emek birikiminden meydana gelmektedir.
El sanatlarından başlayarak çalınan ve biriken emek, küçük atölye üretimini, küçük atölye birikiminden çalınan ise, daha geniş çaplı üretim yapan fabrikaları doğurmuştur.
Yani bu büyük kapitalizm çınarının tohumu, gariban bir işçinin günlük çalışmasından çalınan 2-3 saatlik emektir…
Bu gün, katlana katlana, bir çığ haline gelen bu sermaye, o tohum, o emek bir toz halinde görülmekte, o tohum görülmemekte, önemsenmemekte… Ama, bir de o tohumun olmadığını düşünün…
Sermayenin vatanı yoktur! Ama sermaye büyüdükçe sahiplenmek isteyen çoktur. Ama sahiplenmek isteyenlerin hemen tamamı üretenlerin dışındaki uyanıklardır. Çalışmadan o sermayeye sahip olmak isteyenlerdir.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.