Halifenin mucitliğinden kim şüpheli?
Celepler nasıl hazırlıyorsa kırk beş günde
Kesimlik piliçler, kafeslerde
Şimdi de hız verildi adamlığa, adam kıtlığında.
Çocuklar için bayram başka hangi ülkede var?
Okullarda veya bazı eğlencelerde ‘’ip çekme yarışı’’ vardır. Hemen hemen herkes bilir. Kimi ipe cani gönülden sarılır, kimi de kıçını sıkmaz asılıyormuş gibi davranır. ‘’Başkaları zorlansın onlar kazanınca zaten bende kazanmış olacağım.’’ Diye düşünür. Hatta canı gönülden asılanların sesi çıkmazken asılıyormuş gibi yapanların hırıltısı diğerlerini duygulandırır bile… Ama sonuçta asılıyormuş gibi görünenler, sayısal olarak ne kadar çok olsalar bile, asılıyormuş gibi görünenlerin sayısı da çok olunca azınlık ‘’ip çekme yarışı’’nı kazanır. Çoğunluk kaybeder… Kim ipin ucunu bırakırsa yuvarlanıp gider…
İşte hayat da bu ‘’ip çekme yarışı’’na benziyor. ‘’Hayat mücadeleden ibaret’’ sözü çok doğru mücadele etmeyen, yani hayat ipine asılmayan yuvarlanıp gidiyor. Kendi avuçlarında ip izine razı olmayanlar, diğer yoldaşlarını aldatanlar, hem kendilerini ve hem de aynı mücadelenin parçası olanları süründürür. Mücadele edenlerin mücadelesi de mükafattan cezaya dönüşür. Acısını kendi kuşağı çektiği gibi kendisinden sonra gelen kuşaklar da çeker. Sendikalarda, partilerde, derneklerde, tüm sivil toplum örgütlenmelerinde böyle uyanıklar olduğundan, hep kaybeden taraf olduk. Hesaplar hep günübirlik çıkarlar üzerine kurulduğundan, doksan yıllık süreçte, en zengin %20 ile en fakir %20 arasındaki fark 1920’lerde 8-10 kat ile başlayarak, her 10 yılda bir istikrarlı olarak artmış ve bu gün en zengin %20 ile en fakir %20 arasındaki fark yaklaşık 150 kata kadar çıkmıştır.
Şimdi kim zararlı çıktı? Kim kimi kandırdı? Mücadeleden kaçanlar, ‘’Başkaları mücadele etsin, kazanırlarsa nasıl olsa biz de faydalanırız’’ diyenler, insan gibi yaşayabiliyorlar mı? Pazara çıkarlar yüzleri asık, otobüste ayakta kalırlar yüzleri asık. Gençler yer vermiyor diye homurdanırlar. Gençleri suçlarlar. Siz zamanında mücadele etseydiniz bu duruma düşmezdiniz. Bu günün gençleri de yarın aynı duruma düşecekler. Çünkü onlar da mücadeleye uzak durmayı marifet sanıyorlar.
Geçmişte yapılan hatalarımızdan ders alıp öz eleştirimizi yapalım. Kayıplarımızın kendi hatalarımızdan kaynaklandığını kabul edelim. Yanlıştan dönmenin tek yolu, aynı yanlışları tekrarlamamak… Onun için de hayatta hiç durmadan devam eden mücadelede kendimize düşen sorumluluklardan kaçmamak…
Önümüzde mahalli seçimler var. Azınlık taraf, baskı, hile ve türlü oyunlarla seçimi kazanmaya çalışıyor. Sayısal çoğunluğu oluşturan biz ezilenler, horlananlar, yok sayılanlar birlik olamıyoruz. Ezilenlerin çoğunluğu mücadeledeki sorumluluklarından kurtulmak için çeşitli mazeretlere sarılıyorlar. Oysa hep bir olabilsek hiç zorlanmadan insan gibi yaşamanın önünü açabiliriz. Egemenlerin oyunlarına alet olduğumuzda herkes kendi günlük çıkarları için, geleceğini tehlikeye atmakta… Hani görevden atılanların akıbetine uğramak istemediği için susan akademisyenler, memurlar, bürokratlar, işçiler geleceğinizin garantisi var mı? Atılanların başı dik. Ya sizlerin?
Ha gayret reyis, ha gayret!
Saray kendi gölgesinden korkuyor
Gölgelere ne kurşun, ne pala işliyor
Onun için ki saray,
Değirmen taşı buğdayı öğütürken
Döner kendi etrafında dişleri yeni
Eleyince çok az çıkar undan kepeği
Zamanla köreldikçe taşın dişleri
Yavaş yavaş dökülür tekneye un
Ve unun yarıdan fazlası kepekli
En çok uçak bizim başkanın emrinde
En çok helikopter bizim başkanın emrinde,
En çok otomobil bizim başkanın emrinde,
En çok polis bizim başkanın emrinde,
En çok hakim bizim başkanın emrinde,
En çok vekil bizim başkanın emrinde,
İleri demokrasi yayılıyor
Yılan masum yanlarında
Denize düşen yalana sarılıyor
Yalan virüs gibi kanlarında…
Katlanarak çoğalıyor…
Faşizde;
Acılar bize ganimetler onlara
Hamallık bize, yükümüz onlara
Açlık bize, müsrüflük onlara,
bizim kanımızdan oluşunca denizler de
onlar yüzerler güle eğlene...
Irkımızın kafası çok önemlidir,
O kafa gelecek kuşaklar için müzeliktir.
Onun içindir ki, değerbilir insanlarımız
Emrine amade kılar omuzlarını…
Ama,
Kullanıp eskitmez kafalarını,
Ne zor iş, GÜL olmak
Doğal ortamından koparılıp
Mafyanın yemek masasına konmak
Dibini sulamak buruşmasın diye
Her daim su pompalamak.
Saray bekçisi çok yalnız
Değerli yalnızlık çok korkuyor
Korkudan çok konuşup çok saldırıyor
Kime baksa kırgın ve yürekleri yaralı
Parayla tutulmuş korumaları




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.