Sarayda bir milyonluk kadehler var
Boş kalınca tokuşturamamışlar
Düzenlediler Ağrıda Operasyonları
Doldurmak için o altın kupalarını…
Krallar kan içiyor halkımız zehir
Ah şu çakallar
Ah şu zombiler
Ah şu vampirler
Ah şu kurt adamlar…
Kan emmek için hep öldürdüler
Her türlü belayı hak eder diktatör
Arar durur gece gündüz demeden
Yüzlerce eskort, uçak, araç ve şoför
Bedava hizmetlerindedir lanetinden.
***
Silgi verdik ellerine diktatörlerin
‘’Lafla peynir gemisi yürümez’’
Bizde, gemi ile laf yürütüz.
İş yapana fırsat verilmez,
Laf üreteni güldürürüz.
*
İyi ki Karadaniz’li, şirket müdürümüz
Cahillik ve ukalalık ayrılmaz bir bütünler
Tren yolu rayları gibi hep yan yana gider
Ağır yük altında, kibirden yaklaşılmaz da
Kendine yabancılaşmış, sülükler sırtında.
*
Maden/keş >>> esrar/keş >>> ser/keş
Su içer gibi, arzuyla içtim acıları
Yıllarca bir depo gibi biriktirdim
Beni yiyip bitiren sancılarıma
Şimdi ortak gelmiş sevgilim.
Hani çoğu zaman sayı sayarken kendimizi unuttuğumuz için hep bir eksik sayarız ya… Kendini göremeyenin hep karşısını görmesi… Ölümü kendine yakıştıramayıp da hep öldüreceğini düşünerek savaşa giden asker gibi, kendi kusurlarını göremeyip hep başkalarında kusur araması… Bunlar birer hastalıklı mıdır nedir? Psikologların alanına girmeyelim… Kendi işimize bakalım…
Demirtaş mecliste Erdoğan’ı niye alkışladı? İstiklal marşı söylerken niye ayağa kalktı? BDP-HDP Kongrelerde niye Türk bayrağı asılmadı? Bütün bu soruların iyi tarafı olduğu gibi olumsuz tarafı da var. Olumsuz tarafı sürekli yıpratmak için kullanılmaya çalışılması. İyi tarafı ise, bazı sorunlar tartışılıyor, tartışmalar sonucu da bazı tabular yıkılıyor…
Bayrak bir ülkeyi temsil eder. O ülkenin simgesidir. Diğer ülkeler arasındaki yerini belirler. Kimsenin buna itirazı olamaz. Anca siz bunu ülkenin simgesi olarak değil de, ülke içindeki ayrı bir milletin simgesi olarak fiiliyata geçirip diğeri üstünde baskı unsuru olarak kullanırsanız o zaman diğerinin ona karşı tavrı da değişecektir. Kendini fiilen temsil etmeyen, kendini dışlayan bir simgeye karşı saygısı da tartışma yaratır. Tek bayrak isteği bunun somut göstergesidir.
Hem devletin içinde yaşayacaksın, hem onun kurallarına uymayacaksın, olacak iş mi? Devleti beğenmeye bilirsin? Düzeltmeye ya da değiştirmeye gücün yetiyor mu? Yetiyorsa gereğini yaparsın, yetmiyorsa içinde kurallarına bağlı kalarak alternatifini güçlendirirsin…
Demirtaş’a ‘’neden alkışladın? ’’ diye soranlar kendilerine dönüp bir baksınlar.
Bürokratsa ve bu soruyu sorabiliyorsa ‘’neden hala bu devletin hizmetinde çalışıyorum? ’’ diye sormalılar.
Bu akşam otobüste yanıma bir genç kız oturdu. İlk defa mutlu bir yüz gördüm ve dikkatimi çekti. Bu kızı mutlu eden ne?
İçin içine sığmıyor elinde bir şeffaf poşet içindeki kağıtları sıra ile çıkarıp bakıyor…
Ben de baktım elindekilere: En üste ufuk açma sertifikası, çevirdi
Sınır ötesi operasyon düzenleyenler, düzenlemeyenleri, sınır ötesi hareketle suçluyor.
Tecavüzcüler tecavüzcü olmayanları tecavüzcü olarak suçluyor
Yalancılar yalancı olmayanları yalancılıkla suçluyor
Hırsızlar hırsız olmayanları hırsızlıkla suçluyor
Kişiliksizleştirme, insanı kendi özünden koparma, insanı kendine yabancılaştırma… Erdem denen, onur denen ne varsa ayaklar altına alma… Kendini kurtar, herkes kendi başının çaresine baksın… En önde sen ol, liste başı ol, altta kalanın canı çıksın…
Sadakaya ‘’evet’’ ama yardımlaşmaya, dayanışmaya ‘’hayır’’, eşitliğe, dostluğa ‘’hayır! ’’. Alın yazısına razı olsun. Kaderi öyleymiş ne yapalım! Allah kurtarsın! Buna da şükürler olsun!
Döverse döver, onun çocuğu değil mi? Döver de sever de, onun karısı değil mi? Nikahlıysa helali, istediğini yapar…
Boş ver! Vatanı kurtarmak sana mı düşmüş! Sen önce kendini kurtar! Kendini kurtaramayan başkasını nasıl kurtarır? Sen kendini ne zannediyorsun tek başına kafa tutacak? Bir kurtarıcı gelmeden bu iş düzelmez! Her şeyi sen mi biliyorsun? Bu kadar insan ses çıkarmıyor, sana ne oluyor? Yıllardır bu iş böyle yürüyor, şimdi sen mi değiştireceksin?
‘’Benim memurum işini bilir! ’’, ‘’Rüşvetin ispatı olmaz! ’’, Bilim odaklarının parayla susturulduğunu düşünmeden ‘’Sen kimsin be bu kadar prof. Bu kadar bilim adamı var. Sen onlardan iyi mi biliyorsun? Bırak herkes kendi işini yapsın.
Emirlere uy! Yasalara uy! İtaat et! Öne çıkma!




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.