Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil



Peygamberlere (eski bakanlar) gökten(tanrıdan) vahiy yoluyla amirler geliyor,
Bu işe peygamberler bile şaşırıyor. Ne şans ki, profilleri deniz seviyesinden bir miktar yüksek de, hemen anlayıp uygulamaya geçiyorlar.
Duble W yasak olunca duble tt de yasaktır diye (oto sansür uygulayıp) tt kullanmıyorum…
Bütün aydınlar oto sansür uygulamada yarıştıkları için, bu yarışa ben de katıldım ki, aydın olarak tanınabileyim…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Büyüklerden alıyoruz en büyük dersi. Egolarımızı beslemek… Kendimizden başkasını düşünmemek.
Özelini düşünemeyen genelini düşünemez… Önce özelini düşün… Kendini düşün!
Genel işleri konuşmak, genel evlere gitmek gibi kötüdür, tehlikelidir, suçtur. Genel evlerden ve genel işlerden oraların patronları sorumludur. Para gelsin de nereden gelirse gelsin. Para toplumun ruhudur. Bütün ruhlar ölünce gökyüzüne uçar ve uçan bu ruhların toplamı tanrıyı oluşturur.
Bu kurallara uymayanlar çoğu zaman kötü bir şekilde ortadan kaybolur. Ne mezarı bulunur, ne de suçlusu…
Diyeceksiniz ki genelevlerin mimarı onlar değil mi? Elbette genel işlerin mimarı oldukları gibi… Öyle bile olsa, bu ökseye yakalanmak onların suçu değil, yakalananların suçudur.
Oyunu yönetmenler ve oyuncular oynar, diğerleri seyircidir. Seyirci olmadan oyunu oynamanın ne önemi var? Seyirciler de seyirci olduğunu bilsinler…

Devamını Oku
Mehmet Halil

‘’Auschwitz’ten sonra şiir yazmak barbarlıktır:’’ demiş Theodor Adorno… Ama hala şiir yazılıyor.
Aynı düşünceyle;
‘’7 Haziran’dan sonra iyimser olmak barbarlıktır’’ diyebiliriz… Demeliyiz.
Sınırlı biolsa demokratik yoldan elde edemediği gücü, zorla elde etmek için, yakılan insanlar, yıkılan şehirler, tecavüzler, öldürülen kadınlar, öldürenlerin cezaları hafifletilirken, tehdit altındakilerin savunmasız bırakılması, hırsızlıklar, hırsızlar kutsanırken onları açığa çıkaranların cezalandırılması, halk iradesinin ayaklar altına alınması, seçilmişlerin hiçbir haklı sebebe dayanmadan tutuklanıp, yerlerine kayyum atanması, elinde palalarla yasal haklarını savunmaya çalışan halka karşı saldıran ve hiçbir ceza almadan (hatta ödüllendirilerek) sokaklarda dolaşması, çocuklarının güvenliği için tedirginlik içinde yaşayan milyonlar, eğitimin yok mertebesine indirilmesi, iş güvenliğinin ve emeklilik haklarının sıfırlanması, iş cinayetlerinde sorumlular yargılanmazken, ölen işçilerin ailelerinin mağdur edilmesi…
Daha bunun gibi saymakla bitmeyecek sorunlar … Kısıtlı demokrasinin bile yok edilerek KHK’lerle keyfi yönetilmekte olan bir ülke…
Devletin gücünü ele geçirip, o devletin temel taşı olan vatandaşların ezilerek sindirilmesi, korkutulması, baskıyla çıkar çevrelerinin işine geldiği gibi kullanılması…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Kendimiz olamıyoruz, kendimizi bilemiyoruz…
Yaşadığımız zamanı bilemiyoruz. Zamanı bilmek demek, zamanda neler oluyor bilmek demek. Şeffaf ne kaldı? Zaman çifte örtüler altında, zaman sanki serada yetişiyor. Zaman ilbit tohumlarla, doğru için çabalayan az da yalan için çabalayanın hesabı yok. Yalan üzerinden nemalanan çok. Tek hedef para olunca, zenginlik olunca ve bu uğurda her şey mübah olunca şaşırmamak gerek. Ünüversiteler artık bu temel üzerine kaydı. Yarış yalnız servet için.
Zamanı bilmiyoruz ki kendimizi bilelim. Yalan içinde yüzerken, doğruyla yıkanabilir miyiz. Aklanabilir miyiz? Aramızda sihirli değnekler dolaşıyor da bazılarımızı alıp gidiyor adeta. Yıllarca izini bile bulamıyoruz. Kemikleri bile yok ortalarda. Nasıl kendimiz olabiliriz. Kendi olmaya çalışanlar sihirli değnaklar tarafından uçuruluyor. Benliğimiz üstünde yüzlerce ton ağırlık varken nasıl doğrulabiliriz?
Yeteneklerimizi geliştirecek ve kullanacak zamanımız olmadan nasıl kendimiz olabiliriz? Nasıl yaratıcı gücümüz ortaya çıkar da kendimize dair bir izimiz olabilir? Başka ağaçların gölgesindeki ağaç meyve verebilir mi? Gelişebilir mi?
Hızlı okumak, okuyoruz gibi yapmak yemekleri çiğnemeden yutmak gibi bir şey, sindirmeden çıkarmak… Algılamadan anlamadan karar vermek… En çok politikacıların yöntemi. Onlar çoğu zaman okuduklarını anlamadan, anlamak istemeden, yüzeysel olarak, savunma yapabilme amacıyla okurlar. Yaratma, geliştirme zihniyeti onlarda mevcut değildir. Düşmanlıklar yaratıp ortalığı birbirine katmaları ondandır.
Cinsel açlığı doyurmak gibi bir şey hızlı okuma, sevmak yerine ilişki kurmak… Dostluk geliştirme, dayanışma yerine, memnuniyet yerine açlık giderme, bir mutfağa sahip olmak yerine, yoldan geçerken ayaküstü atıştırıp geçmek gibi…Anlamadan, kavramadan kitabı okumak ve kapattıktan sonra unutmak…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Obama’nın seçilmesinin ardından, Erdoğan ve medya ortak bil dille, Amerika’nın özgürlükler ülkesi
olduğu doğrultusunda bir gösterge olduğu gibi... mesajlar vermeye başlamaları garip.
İnsanın şimdiye kadar Amerikadan ne gibi özgürlükler elde ettiniz diye sorası geliyor.
Elli yıl sonrasının, belki de daha da uzun bir dönemin rayları döşenmiş bir sistemde, Obama’nın gelişiyle her şeyin değişeceği imajı verilerek ne elde etmek isteniyor?
Genetik bir kalıtım olarak yüzyıllardır devam eden ırkçılığın birdenbire kaldırılması mümkün mü?
Bir ülkenin başbakanı, Obama’nın seçimi kazanması üzerine verdiği ilk mesajda ‘’ırkçılıkta bir kırılma oldu, Amerika’da ırkçılığın artık olmayacağı...’’ anlamında... mesajı şaşırtıcı.

Devamını Oku
Mehmet Halil



Hadi hayırlı olsun yurttaşlarım
Bacasız fabrikalardan sonra
Duayla yönetim devri yazıldı
Sizlerin iradesiyle alnımıza…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Yazı yazmak da anayasa referandumu gibi… Başlamak zor, bitirmek daha da zor…
İç savaş örneği… Aylar oldu tartışmalar bitmiyor. Gibi mi? Solun iç savaşı mı? Dış İşleri Bakanlığı’nın dışarıda yapacak işi kalmayınca… İçeride emekçilere yüklendiği gibi…
Dışarıdaki güçler %70 boyunduruk altına almıştır ama, suçlu emekçiler arasında aranır.
‘’Sol’’ da aynen örnek almış Kemalist devlet siyasetini… Darbeyi %70 burjuvalardan yer,
Ölüm, işkence, fişlenme, sömürülme, işsizlik, kayıplar, cinayetler ve dalga geçerek serbest bırakılmalar. Keyfi tutuklamalar, 10 yıllık göz altıları, cezaevlerinde ikinci cezaevleri, daha niceleri… ‘’Sol’’cular deryadan habersiz balık gibi… Suçlayıp duruyorlar birbirlerini…

Devamını Oku
Mehmet Halil

İnsanlar ne kadar çok ezilirlerse o kadar çok ibadete sarılıyorlar… Ekonomik kriz dönemlerinde olduğu kadar hiçbir dönemde namaz kılanlar sokaklara taşmazlar… Nedeni ise, kendini ezen güçlerle iki yerde yan yana eşitlenebiliyor. Birincisi mezarda, ikincisi camide veya kilisede… Ezilenler o ezenlerle yan yana geldikleri zaman sanki ezilmişlik komplekslerinden kurtulmuş hissediyorlar kendilerini, aynı safta yer alabiliyorlar…

Devamını Oku
Mehmet Halil



Adalet bakanımız diyor ki ‘’Tecavüzcüye 4 gün oda hapsi yeter!’’
Bir arkadaşımın buluğ çağında oğlu hakaretten altı aydır içerde.
Yeni çıkacak mahkemeye, bu ayın on beşinde…
Anlamıyorum! Gençlerimiz Neyzen Tevfik’i ne den dinlemezler?

Devamını Oku
Mehmet Halil



‘’Ergenlik, kendine ebelik dönemidir’’ diyorlar
Kendi ebeliği başaramazsa insan,
Ölümle yaşam arasında çırpınarak yaşar.
Mutluluk çiçekleri büyütemez içinde…

Devamını Oku