İktidar dedik mi, iki çeşidi gelir akla
Kusursuz insan fabrikası kurmakla görevlendirmiş insanlar girer birinci sınıfa
Kusursuz insanlara örnek alırlar kendilerini
Kusurları düzeltecek yeni makinalar üretir
Kendilerine benzetmek isterler diğerlerini…
Ve makinalar boş kalmasın diye ‘kusurlu’ insanlar tüketilir…
Fıtratın kaynağını mı soruyorsunuz?
Metan gazını patlatan ateş
Tren kazasını yaptıran yağmur
Yağmuru yağdıran ve metan gazını,
Kaşıkçı kaşığını Kral’a uzatmamış
O anda Tanrının gazabına uğramış
Kaşıkçı buharlaşıp ortalıktan kaybolmuş
Anlaşılıyor ki, Tanrıyla Kral ortakmış…
Bitler bizim bitlerimiz kime ne?
Kanımızla besleriz seve seve
Onlar için en büyük emeğimiz
Sahip çıkarız emeğimize…
Obama’nın seçilmesinin ardından, Erdoğan ve medya ortak bil dille, Amerika’nın özgürlükler ülkesi
olduğu doğrultusunda bir gösterge olduğu gibi... mesajlar vermeye başlamaları garip.
İnsanın şimdiye kadar Amerikadan ne gibi özgürlükler elde ettiniz diye sorası geliyor.
Elli yıl sonrasının, belki de daha da uzun bir dönemin rayları döşenmiş bir sistemde, Obama’nın gelişiyle her şeyin değişeceği imajı verilerek ne elde etmek isteniyor?
Genetik bir kalıtım olarak yüzyıllardır devam eden ırkçılığın birdenbire kaldırılması mümkün mü?
Bir ülkenin başbakanı, Obama’nın seçimi kazanması üzerine verdiği ilk mesajda ‘’ırkçılıkta bir kırılma oldu, Amerika’da ırkçılığın artık olmayacağı...’’ anlamında... mesajı şaşırtıcı.
Otorite hiyerarşi dışında hiçbir kişinin kendisine yaklaşmasına, ilişkiye geçmesine izin vermez…
Takdis: Din adamlarının dua okumak suretiyle bir şey veya bir kimse için tanrıdan himaye dilemesi…
Resmi bayramlarda, toplumun yekpare ciddiyeti ve gülme unsuruna bu kadar yabancı oluşunun nedeni buydu.
O bayramlarda, insanın hakiki şenlikli doğası ihanete uğramış, bozulmuştur.
Gülme, dinsel kültten, feodal törenler ve devlet törenlerinden, adabı muaşeretten ve tüm yüksek spekülasyon türlerinden dışlanmıştı.
Gülme izine tabiydi… Yılın belli günlerinde izne bağlıydı…
Başkalarının özgürlüğümüzü elimizden alacağı korkusuyla, özgür düşünce ve davranışlarımıza sınır çizmemizdir. Dış korkulara karşı kendi içimizde bir korku oluşturmamızdır. Böylece, dış korkular ile iç korkularımızın çarpışması anında ‘’kendi delimiz başkalarının akıllılarından daha iyidir!’’ mantığıyla kendi içimizde korku yaratıp, korkularımızın emrine girmemizdir. Kendi korkularımızdan kaynaklanan köleliğimizi kendi özgürlüğümüz olarak yansıtıp kendimizi ve çevremizi kandırmamızdır.
Kendimiz olmaya, kendi doğallığımızı yaşamaya korkmamızdır. İçimizde bize egemen olan kendi yarattığımız korkumuza özgürlük olarak sarılmamızdır. Böylece kendimizi aldatmakla da kalmayıp, çevremizde bize güvenen insanları da aldatırız. Onların bizlere olan güvenlerini istismar etmiş oluruz.
Doğrudan yalan söyleme yerine dolaylı olarak yalana başvurarak daha kirli bir oyuna katılmış oluruz. Bu davranışımızla yalanı daha geniş kitlelere inandırıp yaygınlaştırmış ve meşrulaştırmış oluruz. Toplum olmanın gereği buymuş gibi, egemen güçlerin baskısını, geniş kitleleri ikna ederek zihinlerine sindirmiş oluruz. Yalana karşı tepkileri bastırmaya, en büyük ve uzun ömürlü katkıyı yapmış oluruz… Ne için? (Özellikle basın ve medya işlerinde). Kolay yoldan para kazanmak için.
Otosansür uygulayanlar kolay yoldan kazanç elde etmek için zor şartlarda geçim mücadelesi verenleri yalan bilgilerle kandırarak egemen güçlere satmış olurlar. Baskı aracının manivelası olurlar. Korkuyu yayarak ‘’başka çare yok!’’ diyerek, toplumu köleleştirerek çıkar sağlayanların baskılarına ortak olunur. Onların kazançlarının kırpıntıları bile, alın teriyle kazananların kazançlarından kat be kat fazladır. Ezilenleri mücadeleye itecek uygulamaların üstünü örtmek, toplumu uyutmak önemlidir. Gerçekleri ifşa ederek kazanamayacağını, yalan söyleyerek kazanmak için…
Ayıplar örtülmeli
Aleme karşı ayıp olmasın deyi…
En ince, en güzel oyalarla işlenmeli ki
İnsanın ağzının suyu akmalı,
Unutmalı veya affetmeli kötü niyetleri.
O geçmişte bir şahtı.
Mücadelesiyle kalpleri kuşattı.
Şimdi bir piyon olarak
meydanların trafik noktalarında,
sermayeye yol gösteriyor …
Cadılar ayaklandı, medeniyet çağında,
Ellerinde, ağızlarında, şeriat yasaları.
Cumhuriyet’in yeşerdiği topraklarda,
Meydan okundu, cumhuriyete karşı.
Yasalar, yasalarla anlaştı.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.