Scipio ‘’Ben hiçbir şey yapmadığım anlarda, hiç olmadığım kadar aktif oldum’’ demiş. Okuduğum kitapta daha önce buna anlam verememişim… Cümlenin altını çizmişim. Bu günlerde tekrar baktığımda o sözü iyi anlıyorum. Özellikle referandumdan sonra, bu kitabın tekrar elime geçmesi benim için iyi oldu. Referandumda hiçbir şey yapmayanların eylemi, bu ülkede bir diktatöre bütün yetkileri vermiş oldu. Suya sabuna dokunmuyor dediklerimizin bu gücü şimdi anlaşılıyor. Boşuna değil ki, egemen güçlerin kendilerinden başkasına siyaseti yasaklaması, boşuna değil ki ideolojiyi ‘’tu kaka’’ diye lanetlemeleri. Seçmenlerin büyük bir kesimini oluşturan bu kesimin, devre dışı kalması, yani güçlünün baskı ve terörüne seyirci kalması egemenlerin çarkına daha fazla enerji kattı.
Yoksa onlar hak ettiklerinden kazanmadılar. Bizzat yoksullar. Aç kalmamak için polis olan, asker olan iş bulamayan, asgari ücretle çalışmak zorunda kalanlar, ellerindeki imkanları kaybetmemek için, yani kendi kişisel çıkarları için toplumun kalbine hançer saplanırken seyirci kaldılar. Onlar da yoksul kesimin bir parçası olarak, saplanan hançerin kendi canlarını yaktığı zaman gerçeği öğreneceklerdir.
Vasat yasayan, kendini aşamayan insanların zararını bütün bir toplum çekmektedir.
Irkımızın kafası çok önemlidir,
O kafa gelecek kuşaklar için müzeliktir.
Onun içindir ki, değerbilir insanlarımız
Emrine amade kılar omuzlarını…
Ama,
Kullanıp eskitmez kafalarını,
Ne zor iş, GÜL olmak
Doğal ortamından koparılıp
Mafyanın yemek masasına konmak
Dibini sulamak buruşmasın diye
Her daim su pompalamak.
‘’Dil insanın derisi’’ymiş
Açık konuşuyor ‘karizmatik’
Şeffaflık, çıplaklık iyiymiş
Soyundu üstünü, izledik…
Namertler, ahlaksızlar, edepsizler,
‘’Kader! ’’ bildin, taşıdın sırtına binenleri
‘’Kader! ’’ dedin akladın kanını emenleri…
Her zaman her yerde var olan tanrı
Demek ki! Bilerek alıyor canları
Kimine cennet kimine cehennem
Bizim hocanın 5 kızı olduğu için her ramazanda iki veya üç defa teravi namazından önce
‘’evlilik duası’’ okurdu şimdikiler fazla çocuk yapmadığı için ve evlilik masrafları da artık
kız babalarına yıkıldığı için, ‘’evlilik duası’’nı okumuyorlar. Bari ben okuyayım da gençlerin duasını alayım.
Evlilik duası
Bir zamanlar bir kara nokta varmış, bu kara noktanın ortasında kara delik varmış, işsiz güçsüz birini, boş zamanında, bir merak sarmış, deliğe ağzını dayamış, üflemiş, üflemiş… ama, nafile! Hiçbir şey olmamış. Çünkü üfleyenin ağzı geniş, delik çok darmış, işsiz güçsüz adamın aklına, düdükle üflemek gelmiş, taze ayva ağacının taze dallarından birini kesmiş, ucundaki kabuğu kesici bir aletle çizip kabuğu çıkarmış, ucunu biraz sivriltmiş, düdüğü kara deliğe dayayıp öyle düdüklemiş… işte, ondan sonra, delikte bir patlama olmuş, patlamadan sonra deliğin arkası balon gibi şişmiş, balonun üstünde noktalar düşünün hele… o noktalar da eşit uzaklıkta uzaklaşmaz mı? Hem patlayan noktaya, hem de birbirine? İşte öyle… Evrende de gezegenler sürekli uzaklaşıyormuş birbirinden. Evren de bisiklet gibiymiş velhasıl… o durduğu zaman, her şey bitermiş… İşte her şey o kara büzükle başlamış… ‘’İlk bir’’ öyle meydana gelmiş… O ‘’ilk bir’’den sonra her şey kolaylaşmış… ondan sonra, ‘’bir insan bir evrendir’’ denilmiş… bütün insanlar o ‘’mutlak bir’’i kendine örnek alarak çoğalmış…
İyi de, o ilk üfleyen nerden gelmiş?
Görüyorsunuz onun altı günde yarattığını, biz burada iki dakikada yarattık, yaratanın da yaratanı varmış… o da, insanmış…
Bir gün bir insan çıkmış, ben ‘’evren’’im demiş, bu toplum kendini aştı, dünyayı dolaştı, yaratanı tanımaz oldu… Kendini ‘’mutlak bir’’, ‘’yani nedensiz neden’’ ya da osuruktan biri… Kendisi görülmeyecek, ama, kokusuyla havayı bozacak… Velhasıl bu düşüncelerle, ‘’kendimi yenibaştan yaratacağım…’’ demiş… eline bir düdük almış, düdüğü tek üflemede ‘’evreni yeni baştan kuracağım’’ derken, bu defa, arka deliği patlamış, geride bir sürü pislik bırakmış…
Şimdi yaşayan insanlar, o pisliği temizlemekle uğraşıyorlarmış…
O ise, bütün masal kahramanları gibi kaf dağına yaslanmış, yalnızlığıyla baş başa kalmış…
sarılmışlar sarmaşık gibi ezberlerine
ezberleri olmasa düşüp serilecekler yere
ders verirler ezberleriyle,
ezberlerinin kaynağına bile…
sarmaşık yosunla,
Egzozu kapatın bir bakalım
Motor çalışr mı?
-arada benzerlik var canlarım-
Egzozun rolünü anlayınca
Götler de uyanır
Müdür olurlar bürolarda
Toklar vücutlarını kaldıramayacak kadar toklar
O ağırlıklarıyla ayakları üstünde dik duramazlar
Açlar sinek kadar hafif üflesen uçacaklar
Siz bencillik yapmayın açlar
Siz kalkın oturduğunuz yerlerden
Ayakta kalmasın toklar




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.