Vallahi teröristlerle ticaretini açıklamam
İstersen tutuklarsın kendi gazetecilerini
Sen en iyisini biliyorsun, anladık, tamam
Sen ticari sözleşmeleri imzala yeter ki…
Kendini aldatmak senin bileceğin iştir.
Beni aldatmaya kalkarsan işin bitiktir.
Ne çok ortak yönler varmış Viyana ile Ankara arasında,
• Viyana’da Saraylar yeşillikten görülmüyor, Ankara’da yeşil görülmeyen saksılarda bulunuyor.
• Viyana’da her yer bar ama bir sarhoş görebildik, Ankara’da içkiye para bulabilen az, ama, sarhoş çok…
• Viyana’da sadaka isteyen birine rastladık, Ankara’da sadaka için uzanan ellerden yol alamadık…
• Viyana’da ‘Krismis Stantları’* kuruluyor, Ankara’da Kriz masaları…
''Bir hayvan kendini savunabileceğine inanmadığı andan itibaren yok olur. Doğada da tarihte de bu böyledir.'' Çoğunluk kahvelerde oyun oynarken, ‘’Lan bu kadar zam geldi kimsenin kılı kıpırdamıyor.’’ Diyebiliyor. Bizim koruyucu fedailerimiz, eğitimli müfrezemiz mi var bunun için? Sen kıpırdamazsan başkaları ne diye kıpırdayacak? Biz olamamanın, hep ‘’BEN’’ olmanın dışa vurumu…
''Bir hayvan kendini savunabileceğine inanmadığı andan itibaren yok olur. Doğada da tarihte de bu böyledir.'' Çoğunluk kahvelerde oyun oynarken, ‘’Lan bu kadar zam geldi kimsenin kılı kıpırdamıyor.’’ Diyebiliyor. Bizim koruyucu fedailerimiz, eğitimli müfrezemiz mi var bunun için? Sen kıpırdamazsan başkaları ne diye kıpırdayacak? Biz olamamanın, hep ‘’BEN’’ olmanın dışa vurumu…
(sudan derken devletten bahsetmiyorum. Su cıvık bir şey, devlete ters düşer...)
Demokrasi ile diktatörlük
Doğu kültürü ile batı kültürü
inanç ile bilim
Bütün bunlar arasındaki ince köprü, sıfır noktası...
Hayal kurmak çok güzel
Ve en kolay şey;
Uzaktan dünyayı keşfetmek,
Korkaklara özel.
Labirent gibi saraylar…
‘’Emeğin sanatı’’ olabilmek iddiası bile, ciddi bir sorumluluk yüklenmek. Böyle bir adım atmak ve bunu yıllardır sürdürebilmek de takdire şayan… Başta Ali Ziya Çamur olmak üzere katkısı olanları yürekten kutluyorum. Edebiyat ve sanatla ilgilenmeye çok geç başladığım için kendim izleyici olarak ve hobi olarak bunu sürdürmeye çalışıyorum. Daha genç yaşlarda sanat ve edebiyat seçenler ve daha fazla akademik olarak işin içinde olanlar varken fazla söz hakkını kendimde bulmadım. Ancak bazen öyle durumlar oluyor ki insan patlamadan duramıyor.
Buna girmeden önce sanat ve estetik konusunda ne anladığımı kısaca özetleyip eleştiriye geçmek istiyorum. Eleştiri deyince herkes kendi doğrusunu söyler, bende doğal olarak kendi doğrularımı söyleyeceğim… Hangimizin söyledikleri kendi doğrularımız, tabi ki bu da tartışmalı. Hepimiz edinilmiş bilgilerle buradayız. Kendi olabilmiş ve kendi fikirleri ile burada bulunan var mı pek emin değilim.
İnsanlar bir iş yaparken, neyi ne için yaptığını bilmeli. Hedef belli olunca, seçilen yol da ona göre olur.
Kimimiz gerçek üstü yaşam hayalleri ile büyüdük, kimimiz gerçek hayatın içinde hayal bile kuramadan büyüdük. İş böyle olunca, kimimiz hayallerin peşinde koşuyor kimimiz de gerçekleri yaşanır bir hale sokabilmenin peşinde koşuyor.
Daha çocukluğumuzdan beri zihnimiz, aileden başlayarak egemen güçlerin zihinleriyle besleniyor. Bu emanet zihinle edebiyat ve sanat yapmaya kalkınca ayaklarımız birbirine dolanıyor. Kendimize bu alanda kimlik edinmeye çalışıyoruz, ama, o kimliğe uyup uymadığımızı ölçen bir terazi yok. Hedef kitlemizi de terazi olarak kabul edemiyoruz… Edemiyoruz, çünkü emanet zihinlerle sanat yapmaya çalışıyoruz. Sanat ve edebiyatı, elit insanların, üstün insanların uğraşı olarak zihnimize oturtmuşuz. Bu zihinle tepeden bakarak bu işe dalmışız. Öyle olunca da bizi anlamayanlara kızıyoruz.
Hani ‘sanat, edebiyat ezberleri bozmak için’di. Sözle benimseme ve onu içselleştirmek aynı şey olmuyor işte…
Son sürat giderken şahlanmaya
Mızlanmaya başladı Anayasa
Bıçak sırtında günler…
Nefesler kesildi
Bütün gözler şahlanacak atta
Kalp durduracak bir beklenti
Her şey bizim iyiliğimiz için! Daha süt dişlerimiz ağzımızda iken başla bizim için yapılan iyilikler. Suratımıza ya da kıçımıza inen şaplakla… Anne değil mi iyiliğimizi düşünür. Sevgiyle başlanır kötülüklere… İyiliğimiz için dövülürüz. İyiliğimiz için bizi okula verirler verirken de ‘’Eti senin kemiği benim’’ derler. Sadist öğretmenlerin ağzı sulanır. İyiliğimiz için anneler ayırmak istemez bizleri okula göndermezler sevgilerinden. El bebek gül bebek büyütürler, ayakları üstünde duramaz çoğu büyüyen bebeler. ‘’Çocuk bir bahçedir, bahçeye ne ekersen onu biçersin, sevgi ver sevgi biç, şiddet ver şiddet biç, tembelleştir, ömür boyu yük al sırtına’’ ne anlar ki psikoloji eğitimden? Sıvar kolları öğretmen… Eker özgürle kendi öğrendiklerini, kendine öğretileni. Eğitim kimin için, kim tarafından verilir?
Biraz kendimize gelince sünnet ettirirler. Gelenek ve görenekler, ya da dini bir görev, öyle öğretilmiş, öyle bilinir ritüeller. Söylenmez, söylenmediği için de bilinmez ardındaki gerçekler. İyiliğimiz için derler, sağlıklıdır derler, ama, asla ‘’enerji boşa gitmesin işgücüne gitsin, daha çok üretim yapabilsin, kime hizmet ediyorsa o daha çok zenginleşsin…’’ demezler. Ağanın, beyin, paşanın daha huzurlu yaşaması için sinekten yağ çıkarmak yeni icat edilmiş değil ki.
Bizim iyiliğimiz için askerlik icat edilmiştir. Çeliğe su verir gibi sertleştirirler. Hayatta kalmak için başkalarını öldürmeyi öğretirler. Evinden köyünden çıkmayan biri, dünyayı ufuk sınırlarından ibaret gören insanlar nereden bilebilir ki dünyanın büyüklüğünü. Nereden bilebilir dünya üzerinde yaşayanların daha on katını yüz katını besleyebilecek kadar büyük olduğunu? Çalışmak üretmek yerine bir başkalarının hazır maddeleşmiş emeklerine el koyma yarışına girdiklerini nereden öğreneceklerdi? Okullarda bunlar öğretilir mi?
Vatandaş dediğin, iki taş arasında tane
Eli kolu bağlı, teslim edilir ‘işini bilene’
Mecbur olma ve devlet kapısına düşme
Yoksa! Beş paralık eder seni bir sünepe
Baştan sona, malzeme aynı o malzeme.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.