Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

Kukla dediği mukavvadan olur
Ham maddesi insan tarafından yoğrulur
Kafaları alçıdandır, alçı tiryakidir
Hangi renk istenirse o içirilir.
İşte kukla dediğiniz böyledir
Çocuklar bilgi değil, ilgi ister baba ilgilenir

Devamını Oku
Mehmet Halil

Gözyaşlarından oluşan bir Deniz
Terk edildi
Verecek balığı kalmayınca…
Denizler de aşılıyor,
Siyaset balona bağlanınca…

Devamını Oku
Mehmet Halil

İki yavuklu var meydanda
Sevmiş biri yalanı diğeri gerçeği
Dayanacağız yalanlara
Birkaç gün daha…

Yalanın yavuklusu güçlü

Devamını Oku
Mehmet Halil

bugün intihar eden, genç bir esnaf anısına.

İnce uzun boyuyla, sanki bir söğüt dalı,
Işıl ışıl deniz mavisi gözleri,
Fakirliğin, İzmir’in varoşlarına savurduğu.
Ailesinin göz bebeği.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ampul kendini inkar ediyor
Hiç ortalığı aydınlatmıyor
Üstelik azıcık ışık veren
Kandili de kıskanıyor.

Bildiğimiz ampul değilmiş

Devamını Oku
Mehmet Halil

Tanrının insanlara olan sevgisinden her yıl dünyada yüz milyon insan ölüyor… Tanrı da bu gidişten memnun ki yüzyıllardır yasasını değiştirmiyor…
Kapitalistlerin işçilere ve yoksullara olan sevgisinden, yalnızca Türkiye’de, yılda ölenlerin sayısı 1200 civarında. Dünyada üçüncü sırada… Kapitalistler bundan memnun ve gülüyor…
Erkeklerin kadınlara olan sevgisinden ise yılda yalnızca Türkiye’de 1200 kadın ölüyor… Erkekler de hayatından memnun ve ikinci, üçüncü evliliklerini yapıyor, hatta daha fazlasını istiyor…
Rakamlara bakınca erkek olarak insan, kendindeki sevgi kıtlığından utanıyor… Erkeklerin kadınlara olan sevgisini artırmanın tek yolu var. 4 kadınla evlilik yasası çıkmalı…

Devamını Oku
Mehmet Halil

İnsanların kendi tüketimleri için ürettikleri altınçağ adı verilen ilkel kominal toplumda köle bulunmadığı gibi devlet de yoktu.
Savaş tutsakları fazla bir boğaz beslememek için öldürülürlerdi.
Köle ve kölecilik, üretim araçlarının gelişmesi ve bundan ötürü emeğin verimliliğinin artması sonucu, insanların tükettiklerinden fazlasını üretmeye başlamalarıyla ortaya çıkmıştır…
Köle bulunmadığı için devlette yoktu. Peki devlet yoksa savaş nasıl vardı ve esirleri kim öldürüyordu?
Savaş tutsakları artık işe yaramakta ve köle olarak, boğaz tokluğuna çalıştırılmaktadır.
Ama sayıları günden güne artmakta, kolaylıkla baskı altına alınamayacak kadar çoğalmaktadırlar…

Devamını Oku
Mehmet Halil

İnsanların kendi tüketimleri için ürettikleri altınçağ adı verilen ilkel kominal toplumda köle bulunmadığı gibi devlet de yoktu.
Savaş tutsakları fazla bir boğaz beslememek için öldürülürlerdi.
Köle ve kölecilik, üretim araçlarının gelişmesi ve bundan ötürü emeğin verimliliğinin artması sonucu, insanların tükettiklerinden fazlasını üretmeye başlamalarıyla ortaya çıkmıştır…
Köle bulunmadığı için devlette yoktu. Peki devlet yoksa savaş nasıl vardı ve esirleri kim öldürüyordu?
Savaş tutsakları artık işe yaramakta ve köle olarak, boğaz tokluğuna çalıştırılmaktadır.
Ama sayıları günden güne artmakta, kolaylıkla baskı altına alınamayacak kadar çoğalmaktadırlar…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Cadılar ayaklandı, medeniyet çağında,
Ellerinde, ağızlarında, şeriat yasaları.
Cumhuriyet’in yeşerdiği topraklarda,
Meydan okundu, cumhuriyete karşı.

Yasalar, yasalarla anlaştı.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ahhh! Kör gözlü kalbur götlü felek
Ne ettim, ne eyledim ki ben sana?
Şımartarak beni, karşımda gülerek
Büyük kanal borusuna döndürdün ya.
Namus pazarlıyorum herkesi düzerek
Yine yetişmiyor para, beni doyurmaya

Devamını Oku