Üfleyince boruya bir gün görevli melek
Ne canlar kalır ne cananlar ne de nuh felek
Tamam olunca vakit,savrulacak gök ve yer
Uçup gidecek bir anda umut ve hayaller.
Ben bir çınarım
Yaprakları dallarına
Dalları gövdesne
Gövdesi köklerine
Kökleri toprağa bağlı
Öksüz kaldım annemden küçücük yaşta
Emanet ettim tüm sevgimi ben ele
Uyudum başımı koyup kara taşta
Sarıldım anne diye dikenli tele
Bütün acıları, kederleri, elemleri,
Derleyip toparlayıp denize katacağım
Acı,dert ve keder yazan bütün kalemleri,
Kırıp kırıp derin kuyulara atacağım.
Karayel rüzgârları gibi denizden esip,
Bütün köprüleri attık tek tek acımadan
Dokunmuyor parmak uçlarımız birbirine.
Kalabalıklar içinde yalnız kaldı insan
Elle değil,arabayla gidiyor kabrine.
Gülüşün kafiyeli şiir gibi
Gözlerim gözlerine esir gibi
Kaşların,saçların,gözlerin,ruhun…
Oku oku yaz, bitmez nesir gibi..
Haydi gel bana şöyle bahar gibi
Hiç yakışmıyor sana surat asmak,
Kömür gözlüm haydi artık gülüver!
Üzüyor beni dargın gibi susmak,
Gün doğmadan haydi artık geliver.
Asmadan gel kömür gözlüm asmadan
Kömür gözlüm n’çin geç çıktın karşıma?
Tanımak isterdim seni ezelden.
Vaktinde gelseydin gönül çarşıma,
Tecrübem var,anlardım ben güzelden.
Verilmek üzre hakkımızda karar
Masmavi eserken rüzgâr, bu deli rüzgâr
İçtim ben aşkı o yârin gül dudağından
Tanık olurken bu aşka ihtiyar çınar
Yel gibi geçti zaman aşkın odağından.
O gökyüzü, o bulut, o yağmur,o ışık…
Şiir diliyle anlattım sana aşkı şairce
Anlamadın.
Matematik diliyle anlatsam matematikçe
Anlar mısın bilmem.
Matematik diliyle anlatmak için
Yeter bana dört işlem…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!