Şafak vakti
Hep aynı saatte öter horozlar,
Kurulmuş saat gibi…
Fark etmez kar,yağmur,rüzgâr…
Ne önce ne sonra
Tam vaktinde öterler,
Mektup gelir arada
Acıtır tuz yarada
Ne hava ne karada
Hiçbir şey bizim değil.
Mevsimlerden ilkbahar,aylardan ise nisan
Elde tüfek , arkasında köpek, av peşinde
Sabahtan beri taban tepiyor Avcı Süleyman
Bir ses duymak için tutuyordu nefesini
Bir av bulamayınca kızıyor,kuduruyor,
Bastırıyordu öfkeden göğüs kafesini.
Fakirlik,hastalık,öksüzlük,sıkıntı…
Her şeyi gösterdi bize Allah.
Görmediğimiz bir zenginlik kaldı,
Onu da öbür dünyada gösterir inşallah.
Ecdadımız,”vatan sevgisi imandandır” buyurdu
İnançsızlar, inançlılar kadar sevemez bu yurdu.
Pek karanlık bir gecede korku saldı ölüm
Bir sevda çölünde yüreğime daldı ölüm.
Bir sonbahar günü tam avucuna almışken
Birden açtı avucunu, beni saldı ölüm.
Selam doğduğun güne ey âşık bülbül!
Ağlama!Bir damlacık kanını emer
Ve senin kanının rengini alır da
Yine de sana yâr olmaz o zalim gül.
Ey gül ne zalim yüreğin varmış böyle!
Davulun sesi
Zurna eşliğinde…
Üç gün üç gece,
Şölen havasında…
Yenilir içilirdi.
Şimdi salonun duvarında yankılanıyor,
Kimileri gerçekten cahil,
Kimileri de kendini âlim sanıyor.
Yeter artık!
İnsanlar bunarı dinlemekten
Bıkıp usanıyor…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!